19 Ekim 2026 Pazartesiİstanbul17°
Son Dakika
Kültür-Sanat

Ay-Yıldızın 2000 Yıllık Hikâyesi: Byzantion Sikkelerinden Türk Bayrağına

Türk bayrağındaki ay-yıldız, antik Byzantion'un, yani İstanbul'un sikkelerinde basılıyordu. 1453'te şehri alan Fatih kendini Roma'nın varisi sayıp "Kayser-i Rum" unvanını kullandı. Aynı işaret üç yüz yıl sonra Osmanlı bayrağına çıktı, 1844'te resmî bayrak oldu, 1936'da ölçüleri kanuna yazıldı.

Antik Byzantion sikkeleri: bir yüzde Roma dönemi portresi, diğerinde BYZANTION yazısı, hilal ve yıldız
Fotoğraf: Byzantion sikkeleri · Staatliche Museen zu Berlin, Münzkabinett · Kamu malı

Türk bayrağındaki ay ve yıldız, Fatih Sultan Mehmet'ten bin yılı aşkın süre önce İstanbul'un paralarında basılıyordu. Şehrin adı o zaman Byzantion'du ve sikkelerinin arka yüzünde hilal ile yıldız vardı. 1453'te şehri alan Fatih, kendini yalnızca bir fatih olarak değil, Roma'nın varisi olarak gördü ve "Kayser-i Rum" unvanını kullandı. Aynı işaret üç yüz yıl sonra Osmanlı bayrağına çıktı, 1844'te resmî devlet bayrağı oldu, 1936'da ölçüleri kanuna yazıldı. habercy olarak sikkeleri, belgeleri ve bayrağın değişen geometrisini derledik.

Bir bakışta

  • Byzantion sikkeleri: Antik Byzantion'un (bugünkü İstanbul) Helenistik ve Roma dönemi bronz sikkelerinde hilal ve yıldız var. Berlin Münzkabinett koleksiyonundaki örneklerin bir kısmında bir yüzde Roma dönemi portresi, öbür yüzde ay-yıldız bulunuyor.
  • Fatih ve Roma: Fatih 1453'ten sonra "Kayser-i Rum" (Roma'nın Sezarı) unvanını kullandı. Bertoldo di Giovanni'nin yaklaşık 1480 tarihli madalyasında adı "imparator" olarak geçiyor.
  • Bayrağa çıkışı: 1793'te Osmanlı donanması kırmızı zeminde beyaz ay-yıldızlı bayrak kullanmaya başladı. Yıldız o dönemde sekiz köşeliydi; 1844'te beş köşeli yıldızlı bayrak resmî devlet bayrağı oldu.
  • Cumhuriyet: Bayrak değişmedi; 29 Mayıs 1936 tarihli Türk Bayrağı Kanunu ölçülerini belirledi. Bugün geçerli olan 2893 sayılı kanun 1983 tarihli.
  • Tartışma: Osmanlı'nın işareti Bizans'tan alıp almadığı tarihçiler arasında tartışmalı; bu bağı gösteren bir belge yok.

Byzantion'un sikkelerindeki ay-yıldız

İstanbul'un antik adı Byzantion'du. Şehrin basığı bronz sikkelerde ay-yıldız, şehrin işaretlerinden biri olarak tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. Berlin'deki Münzkabinett (Sikke Kabineti) koleksiyonunda, üzerinde "BYZANTION" yazısı okunan çok sayıda örnek bulunuyor. Bunların bir bölümü Roma çağına ait: sikkenin bir yüzünde imparator ya da imparatorluk ailesinden bir portre, öbür yüzünde hilal ve yıldız var.

Bazı sikkelerdeki yıldızın sekiz ışınlı olması dikkat çekiyor. Osmanlı bayrağındaki yıldız da 1844'e kadar sekiz köşeliydi. Bu iki biçim arasında doğrudan bir bağ olduğunu gösteren bir kaynak yok; yine de iki işaretin birbirine benzerliği çıplak gözle görülüyor.

Ay-yıldız yalnızca Byzantion'a özgü değildi. Mezopotamya'da ay tanrısının, Sasani İmparatorluğu'nda ise taç ve sikkelerin süsüydü; Karadeniz'de Pontus kralı VI. Mithridates de amblem olarak sekiz ışınlı yıldız ile hilali kullanıyordu. Byzantion bu geniş bölgesel geleneğin bir parçasıydı; ama işaret, İstanbul'un bilinen en eski simgelerinden biri.

Fatih: "Roma'nın Sezarı"

Fatih Sultan Mehmet 1453'te Konstantinopolis'i aldığında kendini yıkılan bir imparatorluğun fatihi olarak değil, onun varisi olarak gördü. Roma imparatorlarının unvanı olan "Kayser"i kullandı ve "Kayser-i Rum", yani Roma'nın Sezarı oldu. Konstantinopolis Ortodoks Patrikhanesi'nin 1474 tarihli sinod kaydı da Fatih'i "basileus", yani imparator olarak anıyor.

Bu iddia Batı'da da karşılık buldu. İtalyan heykeltıraş Bertoldo di Giovanni'nin yaklaşık 1480'de yaptığı madalyada Fatih için "Asya'nın, Trabzon'un ve Büyük Yunanistan'ın imparatoru" ifadesi kullanılıyor (MAUMHET ASIE AC TRAPESUNZIS MAGNEQUE GRETIE IMPERAT). Rum bilgin Trabzonlu Georgios (Georgios Trapezuntios) ise Fatih'e yazdığı mektupta şöyle diyordu: "İmparatorluğun merkezini elinde tutan, hakkıyla imparatordur; Konstantinopolis de Roma İmparatorluğu'nun merkezidir." Fatih 1480'de İtalya'daki Otranto'ya asker çıkararak bu iddiayı sahaya da taşıdı.

Üç yüz yıl sonra bayrakta: 1793, 1844, 1936

Ay-yıldız 1453'te hemen bayrağa çıkmadı. Kaynaklara göre işaretin devlet simgesi olarak benimsenmesi III. Mustafa (1757–1774) döneminde başladı. 1793 tarihli bir fermanla Osmanlı donanmasının gemileri kırmızı zemin üzerinde beyaz ay-yıldızlı bayrak kullanmaya başladı. Bu bayrakta hilal ince ve uzun, yıldız ise sekiz köşeliydi.

Sonraki yıllarda hilal kalınlaştı ve yıldız beş köşeye indi. Tanzimat döneminde, 1844'te Sultan Abdülmecid zamanında beş köşeli yıldızlı kırmızı bayrak Osmanlı'nın resmî devlet bayrağı oldu. 1936'ya kadar bayrağın standart bir ölçüsü yoktu; aynı bayrak, dikildiği yere göre farklı oranlarla üretiliyordu.

Cumhuriyet bu bayrağı değiştirmedi, ölçülerini sabitledi. 29 Mayıs 1936 tarihli ve 2994 sayılı Türk Bayrağı Kanunu, hilalin iki dairesinin çapını, aralarındaki mesafeyi ve yıldızın yerini bayrağın genişliğine (G) oranla tanımladı. Bugün geçerli olan 22 Eylül 1983 tarihli ve 2893 sayılı kanuna göre dış dairenin çapı genişliğin yarısı, iç dairenin çapı 0,4'ü, yıldız dairesinin çapı ise dörtte biri kadar.

Tarihçi İlber Ortaylı, Habertürk'teki Bilim-Tarih-Felsefe programında bu sürekliliği şöyle anlattı: "Yani cumhuriyetimizin bayrağı yok. Zaten devletin devamlılığını gösteren en önemli sembollerden birisidir. Türk bayrağı eski bir bayraktır. Değişen nedir sadece? Daha geometrik bir çizim yapılmıştır. Hesaba kitaba vurulan ve o kanunda yer almıştır."

Ay-yıldız Bizans'tan mı alındı?

Bu soru tarihçiler arasında tartışmalı. Fatih'in en kapsamlı biyografisini yazan Alman tarihçi Franz Babinger, Osmanlı'nın birleşik ay-yıldız işaretini 1453'ten sonra Bizans geleneğinden almış olabileceğini ileri sürdü. Karşı görüştekiler ise iki noktaya dikkat çekiyor: Ay-yıldız Byzantion'un antik ve Roma dönemi sikkelerinde yaygındı, ancak fetih döneminin Bizans İmparatorluğu'nda öne çıkan bir sembol değildi; ayrıca işaret Osmanlı bayrağına fetihten yaklaşık üç yüz yıl sonra çıktı. İlber Ortaylı da aynı programda "Bizans'tan alındı" yorumlarını spekülasyon olarak nitelendirdi.

Belgelerle kesin olan şu: Ay-yıldız İstanbul'un en eski işaretlerinden biri. Şehir 1453'te Osmanlı'nın oldu, Fatih Roma'nın varisi olduğunu ilan etti ve aynı işaret üç yüz yıl sonra imparatorluğun bayrağına çıktı. Bu olgular arasındaki bağı nasıl kurduğunuz ise bir yorum meselesi.

Hilal İslam'ın sembolü mü?

Hilal, İslam'ın ilk dönemlerinde bir sembol değildi. Hz. Muhammed ve ilk halifeler döneminde sancaklar düz renkliydi. Kur'an'da hilal, Bakara Suresi'nin 189. ayetinde insanlar ve hac için bir vakit ölçüsü olarak geçer; Hicri takvim, Ramazan ve bayramlar ayın görünmesine bağlıdır. Yani hilalin dinde bir yeri var, ama bir takvim işareti olarak; bayrak ya da amblem olarak değil.

Ay-yıldızı İslam dünyasıyla özdeşleştiren Osmanlı'ydı. Yüzyıllarca İslam dünyasının en büyük devleti ve son halifelik merkezi olan Osmanlı'nın bayrağı, Avrupa'nın gözünde İslam'ın işareti haline geldi. Osmanlı, 1876–1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda yaralılara yardım için haç yerine hilal kullandı; Kızılay işareti 1929'da Cenevre'de uluslararası olarak tanındı. Osmanlı'dan ve sömürge yönetimlerinden bağımsızlığını kazanan pek çok ülke de bayrağına hilal koydu. Bugün Tunus, Cezayir, Libya, Moritanya, Komorlar, Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Pakistan, Malezya ve Maldivler'in bayraklarında hilal var.

Kısacası hilal ve yıldız dünyaya ne Arapların ne de Bizans İmparatorluğu'nun bayrağıyla yayıldı; Osmanlı'nın bayrağıyla yayıldı.

Paylaş
Sonraki haberBaskı Sanatçısı Süleyman Saim Tekcan 86 Yaşında Hayatını Kaybetti