Cevdet Yılmaz: Sermaye Piyasalarındaki Sorun Geçici, İdari ve Adli Tedbirler Alınıyor
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sermaye piyasalarının sınırlı bir bölümünde çıkan sorunun geçici olduğunu ve aşılması için idari ve adli tedbirler alındığını söyledi. Yılmaz, Elazığ'daki TÜRKONFED zirvesinde büyüme, enflasyon, ekonomik güvenlik ve Terörsüz Türkiye süreci hakkında da konuştu.
TemsilîCumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sermaye piyasalarının sınırlı bir bölümünde ortaya çıkan sorunun geçici olduğunu söyledi. Yılmaz, sorunun aşılması için idari ve adli tedbirlerin alındığını, bu tedbirlerin süreceğini belirtti. Açıklamayı Elazığ'da düzenlenen TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi'nde yaptı ve Türkiye ekonomisinin makroekonomik temellerinin sağlam olduğunu savundu.
Yılmaz, genel olarak finans piyasalarında iyileşme olduğunu, sorunun ise yapısal değil, belirli bir alanla sınırlı olduğunu vurguladı. İlgili bütün kurumların koordinasyon içinde çalıştığını da ekledi:
Finans piyasalarımız çok daha iyi bir noktada ama sermaye piyasalarımızda belli bir alanda, kısıtlı bir alanda ortaya çıkmış bir sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunu aşma yönünde de idari, adli gerekli tedbirler alınıyor, alınmaya da devam edilecek. Bu geçici bir sorun, kısıtlı bir alanda ortaya çıkan bir sorun ve bu sorunu aştığımız zaman sermaye piyasalarımız eskisinden de daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek. Yapısal bir sorunla karşı karşıya değiliz. Sermaye piyasalarımızın da yapısı oldukça sağlıklı.
Yılmaz'a göre bankacılık sistemi güçlü, sermaye yeterlilik oranları asgari seviyelerin üzerinde ve Merkez Bankası rezervleri de iyi durumda. Yılmaz, piyasalarda dalgalanma yaşansa da genel görünümün olumlu olduğunu söyledi ve ekonomiye ilişkin değerlendirmesini şöyle özetledi:
Makroekonomik temellerimiz sağlam, ekonomimizde bir problem yok.
Büyüme ve enflasyon beklentisi
Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 2025'te yüzde 3,7 büyüdüğünü söyledi. Bu yıl olumsuz koşullara karşın yüzde 3,3 büyüme beklediklerini aktardı. Orta Vadeli Program'a göre büyümenin kademeli olarak hızlanması ve 2029'da yüzde 5 dolayına ulaşması öngörülüyor.
Yılmaz'ın verdiği bilgiye göre enflasyon 2024'ün ortalarında zirveyi gördü, ağustosta ise yüzde 31,5'e indi. Düşüş eğiliminin sürdüğünü ancak savaşlar nedeniyle bu eğilimin yataya döndüğünü belirten Yılmaz, Merkez Bankası hesaplamalarına göre savaşların enflasyona etkisinin yaklaşık 7 puan olduğunu aktardı. Türkiye'nin enerji ve fosil yakıt ithalatına yüksek bağımlılığı nedeniyle bu etkiyi daha ağır hissettiğini, savaşlardan etkilenmeyen kalemlerde ise gerilemenin sürdüğünü söyledi. Yılmaz, geçici etkiler ortadan kalktığında ana eğilimdeki düşüşün devam etmesini beklediklerini dile getirdi:
Bölgemizdeki jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hedeflediğimiz oranın üzerinde kalmış olsak da eş güdüm içinde yürüttüğümüz para, maliye ve gelirler politikalarıyla daha önce başardığımız gibi orta vadede yine tek haneli rakamlara ulaşacağımıza inanıyoruz ve bu yönde de kararlılıkla devam ediyoruz.
Bütçe ve cari açık
Yılmaz, depremler sonrasında son dört yılda 5,4 trilyon lira harcandığını, bunun bugünkü fiyatlarla 104 milyar dolarlık ek harcamaya denk geldiğini söyledi. Bu harcamaya rağmen bütçe açığının milli gelire oranının makul düzeyde kaldığını belirten Yılmaz, oranın bu yıl yaklaşık yüzde 3,1 olmasını beklediklerini söyledi.
Son yıllarda yüzde 2'nin altına inen cari açığın milli gelire oranının bu yıl yüzde 2,6'ya çıkması bekleniyor. Yılmaz, bu oranın 0,7 puanının savaş etkisinden kaynaklandığını, bu etki çıkarıldığında oranın yine yüzde 2'nin altında kaldığını belirtti.
Ekonomik güvenlik vurgusu
Yılmaz, önceliklerini kritik alanlarda dışa bağımlılığın azaltılması, ekonominin stratejik kapasitesinin güçlendirilmesi ve çoklu şoklara karşı dayanıklılığın artırılması olarak sıraladı. Bunun bir içe kapanma anlamı taşımadığını da vurguladı:
Yanlış anlaşılmasın. Bağımlılığı azaltmakla izolasyon farklı şeyler. İzolasyondan bahsetmiyoruz. Ama daha stratejik bir şekilde ilişkilerimizi, dış dünyayla bağlantılarımızı geliştirmekten bahsediyoruz.
Orta Vadeli Program'daki ekonomik güvenlik yaklaşımında enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğinin önemli bir yer tuttuğunu belirten Yılmaz, nadir elementler ile bazı ham maddelerin öne çıktığını söyledi. Yerli kaynakların aranıp üretilmesinin yanında enerji kaynaklarının çeşitlendirileceğini ve depolama kapasitesinin artırılacağını kaydetti. Kritik mineraller, nükleer ve hidrojen teknolojileri ile enerji ve madencilikte kullanılan kritik girdilerde AR-GE ve yerli üretim kapasitesinin geliştirileceğini açıkladı. Son bütçede maden arama ve sondaj ödeneklerinin büyük oranda artırılmasının temel nedenlerinden birinin de bu hedef olduğunu belirtti.
Yılmaz, bu yıl Türkiye'de yapılacak Birleşmiş Milletler Taraflar Konferansı COP31'e dikkati çekerek özel sektörü sürece aktif katılmaya çağırdı. Düşük karbonlu üretim, enerji verimliliği ve temiz teknoloji yatırımlarının, ülkelerin küresel değer zincirindeki yerini belirleyecek unsurlar arasında olacağını söyledi.
Gıda ve tarımı stratejik sektör olarak nitelendiren Yılmaz, gıda arz güvenliğinin önceliklendirileceğini, stratejik girdilerde yerli kapasitenin küresel şoklardan etkilenmeyecek düzeye çıkarılacağını söyledi. Orta Vadeli Program'da gıda üretimi ve sosyal konutta arz yönlü tedbirler geliştirildiğini hatırlattı. Savunma sanayii, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekânın AR-GE ile ÜR-GE faaliyetlerinin artırılması planlanan stratejik alanlar arasında yer aldığını belirtti.
Dış ticarette tek bir pazara, ürüne ya da tedarikçiye aşırı bağımlılığın risk yarattığını belirten Yılmaz, ihracatta ürün ve pazar çeşitliliğinin artırılacağını, mevcut pazarlar korunurken yenilerine yönelineceğini söyledi. Bölgesel kalkınmaya da değinen Yılmaz, illerin karşılaştırmalı üstünlüklerinin belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Yüksek katma değerli, teknoloji ağırlıklı sektörlerle istihdam yoğun sektörlerin birlikte geliştirilmesi ve sermayenin Anadolu'ya yönlendirilmesi gerektiğini savundu.
Terörsüz Türkiye süreci
Yılmaz, konuşmasında Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Meclis'te uzun süren ve hemen bütün grupların katıldığı komisyon çalışmasının ardından hazırlanan kanunun 467 milletvekilinin evet oyuyla kabul edildiğini, bunun geniş bir siyasi mutabakatı yansıttığını söyledi.
Kanunun iki aşamadan oluştuğunu belirten Yılmaz, ilk aşamanın silahların bırakılması ve örgütsel yapıların feshedilmesi olduğunu anlattı. Kendi başkanlığındaki yürütme kurulunun altında hukuk ve adalet, sosyal uyum ve entegrasyon, sahada tespit ve izleme ile silahsızlanma ve stratejik koordinasyon alanlarında dört alt kurul oluşturulduğunu ve kurumlar arasında görev dağılımı yapıldığını söyledi. Silahların bırakıldığı ve yapıların feshedildiği önce sahada tespit edilecek, ardından Milli Güvenlik Kurulunca teyit edilecek. Yılmaz, bu teyit olmadan ikinci aşamaya geçilmeyeceğini vurguladı:
İnşallah en kısa sürede bu silahları bırakma ve fesih süreçlerinin gerçekleştiğini görürüz.
Yılmaz, Meclis açıldığında konuyla ilgili bir izleme komisyonu kurulacağını, yürütmenin de Meclis'i belirli aralıklarla bilgilendireceğini söyledi.
Terör sorununun 40 yılı aşkın süredir Türkiye'nin gündeminde olduğunu belirten Yılmaz, doğrudan, dolaylı ve fırsat maliyetleriyle birlikte terörün ekonomiye maliyetinin en az 2,3 trilyon dolar olduğunu söyledi. Yılmaz, “Güvenliğin ve huzurun olmadığı yerde ne kalkınma olur ne de demokrasi olur” dedi. Son 25 yılda kamu yatırımlarının bölgedeki güvenlik koşullarına bakılmadan yapıldığını ancak Doğu ve Güneydoğu'da özel sektör yatırımlarının büyük kayba uğradığını belirten Yılmaz, güvenlik sorunları nedeniyle birçok iş insanının bölgeden batıdaki illere gittiğini hatırlattı. Yılmaz, yeni dönemde en fazla olumlu etkinin özel sektör yatırımlarında görüleceğini ifade etti.
Yılmaz, konuşmasının sonunda hükümetin istikrarı korumayı sürdüreceğini ve iş dünyasının önerilerini ve politika tekliflerini almaya devam edeceklerini söyledi.
Nasıl hazırlandı? Bu haber, birden çok haber kaynağındaki ortak olgular derlenerek yapay zekâ desteğiyle yazıldı ve yayın öncesi otomatik doğrulamadan geçirildi.