22 Eylül 2026 Salıİstanbul18°
İhbar hattıCanlı yayınlar
Son Dakika
Dünya

Erdoğan BM Genel Kurulu'nda: "81 Yıl Geçti, İnsanlık Hâlâ O Günkü İradeyi Bekliyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM 81. Genel Kurulu'nda 1945'teki BM Antlaşması'nın taahhütlerini okuyarak bugünkü tabloyla karşılaştırdı. Son 12 ayda 60'ı aşkın çatışmada 250 bin kişinin öldüğünü, Gazze'de üç yılda 74 bin kişinin hayatını kaybettiğini söyleyen Erdoğan, ateşkes sonrasında bile öldürülen Gazzelilerin sayısının 1.500'ü aştığını belirtti. Konuşmanın Gazze bölümü sürerken İsrail'in Genel Kurul'daki temsilcileri salonu terk etti.

Güncellenme:
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünde el hareketleriyle konuşurken; kürsünün ön yüzünde BM amblemi görünüyor.
Fotoğraf: Türkiye Cumhurbaşkanlığı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'nda New York'ta yaptığı konuşmada, BM Antlaşması'nın imzalandığı günün sözleriyle bugünün tablosunu karşılaştırdı ve teşkilatın kuruluş amacını yerine getiremediğini söyledi.

Erdoğan, konuşmasının bu bölümünü sosyal medya hesabından da paylaştı. Paylaşımda, 1945'te BM Antlaşması imzalanırken üye ülkelerin ortaya koyduğu taahhütler alıntılandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM Genel Kurulu kürsüsündeki fotoğrafının altında, Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın giriş metninden alıntıların yer aldığı siyah zeminli paylaşım görseli.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sosyal medya hesabından paylaşılan görsel. (Görselde antlaşmanın imza tarihi 10 Haziran 1945 olarak yazılmış; BM Antlaşması 26 Haziran 1945'te San Francisco'da imzalanmıştır. Cumhurbaşkanlığı'nın yayımladığı konuşma metninde de tarih 26 Haziran olarak geçiyor.)

Erdoğan, antlaşmanın giriş metnindeki şu taahhütleri hatırlattı:

Biz Birleşmiş Milletler halkları, bir insan ömrü içinde iki kez insanlığa tarif olunmaz acılar getiren savaş felaketinden gelecek kuşakları korumaya, temel insan haklarına, insan kişiliğinin onur ve değerine, adaletin korunması ve antlaşmadan doğan yükümlülüklere saygı gösterilmesi için gerekli koşulları oluşturmaya, iyi komşuluk anlayışı içinde birbirimizle barışık yaşamaya, uluslararası barış ve güvenliği korumak için güçlerimizi birleştirmeye karar verdik.

Cumhurbaşkanı, bu satırların ardından şunları söyledi:

Anlaşmanın üzerinden 81 yılı aşkın bir süre geçti ama insanlık hâlen o günkü güçlü iradenin hayat bulacağı günleri hasretle bekliyor.

"Son 12 ay, 60'ı aşkın çatışmayla 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri"

Erdoğan, iddiasını desteklemek için uzağa gitmeye gerek olmadığını, son bir yıllık tabloya bakmanın yeterli olacağını belirtti. Geride bırakılan 12 ayın 60'ı aşkın çatışma ve savaşla son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçtiğini söyleyen Erdoğan, Gazze'den Ukrayna ve Rusya'ya, Myanmar'dan Darfur'a, İran'dan Lübnan'a 250 bin insanın hayatını kaybettiğini, yüz binlercesinin de doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldığını kaydetti.

Konuşmanın en sert bölümü Gazze'ye ayrıldı. Erdoğan, yalnızca Gazze'de son üç yılda çoğu çocuk ve kadın 74 bin kişinin öldüğünü belirterek İsrail'i "devlet terörü" ile suçladı. Gazze'deki hastanelerde yakıt sıkıntısı nedeniyle jeneratörlerin yüzde 70'inden fazlasının hizmet veremediğini, saldırılarda uzuvlarını kaybeden çocukların tahtadan yapılmış protezlerle okula gitmeye çalıştığını aktardı.

Gazze, bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir. Aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir. Gazze, çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır.

Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'ın gayretleri ve aralarında Türkiye'nin de bulunduğu ülkelerin katkısıyla varılan ateşkesin ardından bile öldürülen Gazzelilerin sayısının 1.500'ü aştığını söyledi. Filistin Direniş Hareketi'nin barış planının ikinci aşamasına geçişi kabul etmesine rağmen İsrail hükümetinin işgali durdurmaya yanaşmadığını, Batı Şeria'da ise yerleşimci teröründe "en ağır dönemin" yaşandığını belirtti.

İsrail heyeti konuşma sırasında salonu terk etti

Konuşmanın Gazze'ye ayrılan ve salondan sık sık alkış alan bölümü sürerken, İsrail'in Genel Kurul'daki temsilcilerinin salondan ayrıldığı görüntülere yansıdı. Hürriyet, Milliyet ve Ensonhaber'in aktardığına göre ayrılış, Erdoğan'ın İsrail'e yönelik eleştirileri ve Filistin halkına destek mesajları sırasında gerçekleşti. İsrail tarafından konuya ilişkin bir açıklama gelmedi; Cumhurbaşkanlığı'nın yayımladığı resmî konuşma metninde de salondaki bu hareketliliğe dair bir kayıt bulunmuyor.

Erdoğan, konuşmasının ilerleyen bölümünde bu tepkiyi önceden işaret eden şu cümleyi kuracaktı: "Bugün burada açık yüreklilikle dile getirdiğim gerçekler elbette birilerini rahatsız edecek, konforlarını bozacak, yalanlarının maskesini indirecektir."

"190'dan fazla ülkenin iradesi beş ülkenin keyfine bağlı"

Cumhurbaşkanı, konuşmasının başında Filistin Devleti Başkanı Mahmud Abbas'ın üst üste ikinci yıl Genel Kurul salonunda yer alamamasını da eleştirdi. Abbas'a ABD tarafından vize verilmemişti. Erdoğan, Filistin Devleti'ni henüz tanımamış ülkeleri kararlarını gözden geçirmeye davet etti.

Erdoğan'a göre bu tablo, BM'nin kuruluş amacını icra edemez hâle geldiğinin kanıtı:

Bundan 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı, bu görevini icra edemez hâle gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. Teşkilat, kan kaybetmeye devam etmektedir.

Güvenlik Konseyi'nin yapısını hedef alan Erdoğan, "190'dan fazla ülkenin iradesinin beş ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı, kabul edelim ki ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir" diyerek konseyin "dünya beşten büyüktür" ilkesine göre reforme edilmesini istedi. Genel Sekreter Antonio Guterres'in BM80 Girişimi dâhil reform çabalarını desteklediklerini, bu iradenin bir sonraki genel sekreter döneminde de sürmesini beklediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı ayrıca uluslararası sistem için beş ilke sıraladı: uluslararası hukukun güçlüye ve zayıfa farklı uygulandığı anlayışın değişmesi, krizlerde bölgesel sahiplenmenin devreye girmesi, açık diplomasinin merkeze alınması, gelir adaletsizliğine karşı ortak kalkınma ve insan merkezli teknoloji. Bu ilkeleri özetlerken, "Yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur" ifadesini kullandı.

Suriye, Irak, Ukrayna ve Kıbrıs başlıkları

Erdoğan, Pakistan ve Suudi Arabistan ile kurulan Savunma İttifakı'nı bölgesel sahiplenmenin örneği olarak gösterdi. Gazze'nin yeniden inşasına vakit kaybetmeden başlanması gerektiğini söyleyerek üye ülkeleri İsrail üzerinde daha fazla baskı kurmaya çağırdı; 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti hedefini yineledi.

Suriye'nin "8 Aralık Devrimi" ile yeni bir yola girdiğini belirten Erdoğan, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yönetime desteklerini sürdüreceklerini ifade etti. Irak'ta devlet otoritesinin güçlendirilmesine destek verdiklerini, Kalkınma Yolu Projesi'nde iş birliğinin sürdüğünü söyledi. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Ukrayna'nın toprak bütünlüğü sağlanarak sona ermesini istediklerini belirten Erdoğan, Karadeniz'de ticari gemilere yönelik son saldırıların "kim tarafından yapılırsa yapılsın kabul edilemez" olduğunu vurguladı.

Kıbrıs konusunda ise çağrısını tekrarladı: Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesini isteyen Erdoğan, uluslararası toplumu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımaya davet etti. Temmuz ayında ev sahipliği yapılan NATO Ankara Zirvesi'ne atıfla, "Türkiye'nin güvenlik mimarisinin dışında bırakıldığı bir Avrupa'nın daha güçlü, daha güvenli olması mümkün değildir" dedi.

COP31 daveti, gıda israfı ve yapay zekâ sözleşmesi çağrısı

Erdoğan, kasım ayında Antalya'da düzenlenecek COP31 Zirvesi'ne liderleri davet ederek zirvede iklim adaletinin öne çıkarılacağını, Avustralya ile geliştirilen ortaklıkla COP31'in bir "Uygulama COP'u" olacağını söyledi. Eşi Emine Erdoğan'ın 2017'de başlattığı Sıfır Atık Hareketi'ne de değindi.

Dünyada her yıl 5,8 trilyon tabak yemeğin çöpe gittiğine ve 2 milyar tonun üzerinde gıdanın israf edildiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı, BM Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO) Genel Direktörlüğü'ne aday gösterilen Mehmet Mehdi Eker için destek istedi.

Konuşmanın son bölümünde Batı'da yükselen İslam düşmanlığını, okullardaki başörtüsü yasaklarını, yabancı karşıtlığını, kültürel ırkçılığı ve antisemitizmi "kararlılıkla mücadele edilmesi gereken zehirli akımlar" olarak niteleyen Erdoğan, sosyal medyadaki dezenformasyona ve denetimi zorlaşan yapay zekâya karşı BM Uluslararası Yapay Zekâ Sözleşmesi çalışmalarının hızlandırılmasını istedi.

Cumhurbaşkanı, şair Sezai Karakoç'un "Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Hâlbuki biz sussak, tarih susmayacak" dizelerini okuyarak sözlerini tamamladı ve dünyanın önünde iki yol bulunduğunu söyledi:

Ya korkuyla, çatışmayla ve içe kapanmayla belirsizliği daha da büyüteceğiz ya da adaletle, dayanışmayla ve ortak iradeyle geleceği beraber inşa edeceğiz. Şüphesiz, karanlığa yumruk sallamak kolaydır. Zor olan, o karanlığı aydınlatacak bir mum yakabilmektir.

Nasıl hazırlandı? Bu haber, birden çok haber kaynağındaki ortak olgular derlenerek yapay zekâ desteğiyle yazıldı ve yayın öncesi otomatik doğrulamadan geçirildi.

Paylaş
Sonraki haberİran Meclisi Komisyonu Hürmüz'de Kurallara Uymayan Gemiler İçin Yaptırımı Onayladı