İBB Davasında 7 Sanık Tahliye Edildi, Duruşma 2 Kasım'a Ertelendi
İBB'ye yönelik yolsuzluk davasının 101'inci duruşmasında Ekrem İmamoğlu savunma yaptı. Mahkeme 7 sanığın tahliyesine, diğer tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına karar verdi ve duruşmayı 2 Kasım'a erteledi.
Temsilîİstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının 101'inci duruşmasında mahkeme heyeti 7 sanığın tahliyesine karar verdi. Diğer tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına hükmedildi, duruşma 2 Kasım'a ertelendi. Duruşmada, görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu savunma yaptı ve hakim ile savcının sorularını yanıtladı.
Duruşmaya 53'ü tutuklu 436 sanık katıldı. Tahliye edilenler şunlar: mühendis Tolga Kılıç, Ağaç AŞ şefi Fatih Temür, İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü Melih Geçek, Ağaç AŞ Genel Müdür Yardımcısı Aytekin Karaarslan, iş insanı Adem Başer, İBB Kentsel Ekolojik Sistemler Şube Müdürü Nilgün Cendek ve Ağaç AŞ'nin eski Satın Alma Müdürü Ümit Polat. Savcı ara mütalaasında yalnızca Polat ile Cendek'in tahliyesini istemişti. Savcılık mütalaasında Cendek'in unvanı İBB Yeşil Alan ve Tesisler Şube Müdürü olarak geçti.
"Bu dosyada yargılanmak istenen ben değilim"
İmamoğlu savunmasında iddianamenin seçmenleri hedef aldığını öne sürdü:
"Bu dosyanın kapağında benim adım yazıyor; 'Ekrem İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü.' Bu dosyada yargılanmak istenen ben değilim. Bu dosyada 31 Mart'ta sandığa giden milyonlar yargılanıyor. Ben burada savunma yapmıyorum. Bu iftiranameyi yazanları ve yazdıranları yargılıyorum."
İmamoğlu, iddia edilen kamu zararının başta 560 milyar lira olarak açıklandığını, sonra 160 milyar liraya indirildiğini söyledi: "560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar. Rakamı 160 milyara indirdiler." Casusluk iddiasında ise delil olarak 5 dakikalık bir ziyaretin fotoğrafının dosyaya konduğunu, oysa aynı kişinin devletin en üst düzey yetkilileriyle de çok sayıda fotoğrafı bulunduğunu dile getirdi. Dosyadaki eylem sayısının 155'e çıkarıldığını belirterek bunların hiçbirinde kendisine ilişkin somut bir belge olmadığını savundu.
İmamoğlu kendi elindeki belgelerle iddiaları şöyle karşılaştırdı:
"Bizim elimizde noter var, tapu var, dekont var, Sayıştay var, Hazine izni var, kurum içi denetimler var."
"Onların elinde ne var? Tahliye ile takas edilmiş, eşiyle, çocuğuyla, malıyla sıkıştırılmış insanların ağzından alınmış cümleler var."
Savunmasının bir bölümünde toplumsal kutuplaşmaya da değinen İmamoğlu, "Türkiye kendi içinde kavga etmekten yoruldu" dedi ve sözlerini "Herkes bu memleketin eşit ve onurlu bir parçasıdır" diyerek bağladı.
Hakimin ve savcının soruları
Mahkeme başkanı, Ertan Yıldız'ın ifadesinde belediyede farklı yapılanmalar gördüğünü söylemesini sordu. İmamoğlu bu anlatımları dayanaksız buldu. Kişilerin kendilerini kurtarmak ve serbest kalmak için böyle ifadeler verdiğini öne sürdü ve şunu ekledi: "Verenler sonradan 'Ben böyle demedim' ya da 'Şablondur' diye de ifade etti". Yakup Öner'in anlatımında geçen, elden 100 bin dolar alındığı iddiası sorulunca "Öyle bir şey yok. O iddiasını tabii ki kabul etmiyorum" yanıtını verdi.
Hakim, Adem Soytekin'in ifadesini de hatırlattı. Soytekin, operasyon öncesinde İmamoğlu'nun kendisini uyardığını ve elinde para ya da belge varsa bunları Turan Taşkın Özer'e emanet etmesini istediğini, Avukat Mehmet Pehlivan'ın da görüşmede bulunduğunu anlatmıştı. İmamoğlu bu iddiayı şöyle yanıtladı: "Herkese tedbir al demişim de kendim tedbir almamışım yani." Kendi hesabındaki ve babasının hesabındaki paranın yerinde durduğunu belirterek "Ben 1 lira bile hesabımdan çekmemişim ama herkese laf yetiştirmişim" dedi. Aziz İhsan Aktaş'la böyle bir görüşmesinin olup olmadığı sorulduğunda ise "Allah korusun" karşılığını verdi.
Devredildiği öne sürülen villalarla ilgili soruya İmamoğlu, devredilenin villa değil bir şirket olduğunu söyledi. Anlattığına göre şirkete ait 35 yıllık iki ev satın alınıp depreme karşı güçlendirildi. Ardından bu iki evin karşılığında kendi firması 3 villa ve 500 bin dolar verdi. İlk anlaşmada 87 milyon lira, 500 bin dolar ve bir villa üzerinde uzlaşıldığını, 87 milyon lira bir yıl içinde ödenmeyince firmanın iki villa daha verdiğini aktardı. Kâr ya da zarar tartışmasının İmamoğlu ve Nuhoğlu şirketleri arasındaki bir hesap olmadığını da vurguladı.
Savcı, İmamoğlu ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun telefonlarının 2020-2025 döneminde yüzlerce kez aynı noktadan ya da 50 metre içinden ortak baz verdiğini sordu. İmamoğlu, "Onu telekoma sorun ya da o işten sorumlu bakanlığa sorun. Ben o işten anlamam" dedi. Savcının bir başka sorusu, Le Meridien Otel'deki görüntülerle ilgiliydi. Bu görüntülerde İmamoğlu'nun korumalarının toplantı salonu önündeki kameraları siyah bantla kapattığı ve jammer olduğu öne sürülen cihazları otele taşıdığı iddia ediliyor. İmamoğlu, "Ben böyle bir talimat vermem" yanıtını verdi.
İddianamede neler var
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu 3 bin 809 sayfalık iddianameyi 11 Kasım 2025'te hazırladı. İddianamede örgütün 2014'te kurulduğu öne sürülüyor. 143 eylemle sağlanan menfaat ve verilen kamu zararının, suç tarihindeki değerleriyle yaklaşık 160 milyar lira ile 24 milyon dolar olduğu, buna ek olarak 95 taşınmazı kapsadığı belirtiliyor. İlk iddianamede 407 kişi sanık olarak yer alıyor. Bunlardan 7'si firari, 5'i ise hem müşteki hem sanık konumunda. İddianamede ayrıca 16 müşteki bulunuyor. Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı ihbarcı olarak yer alıyor. Çeşitli bakanlıklar, İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB ve Şişli Belediyesi ise suçtan zarar gören taraflar arasında sayılıyor.
İddianame İmamoğlu'yu "örgüt elebaşı" olarak tanımlıyor. Rüşvet, irtikap, suç gelirlerini aklama ve ihaleye fesat karıştırma gibi suçlamalarla hakkında yüzlerce yıl hapis isteniyor. Kaynaklar talep edilen cezayı farklı veriyor: Bir kaynakta 142 eylem için 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar, diğerinde 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapis isteminden söz ediliyor.
Örgüt şemasında Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ve firari Murat Gülibrahimoğlu "örgüt yöneticisi" olarak gösteriliyor. Bu sanıklar için istenen hapis cezaları şöyle:
Keleş: 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar. Ongun: 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar. Yıldız: 86 yıldan 251 yıla kadar. Soytekin: 67 yıldan 194 yıla kadar. Gün: 20 yıldan 40 yıla kadar. Gülibrahimoğlu: 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar.
Soytekin, Gün ve Yıldız yakalandıktan sonra bilgi verdikleri için savcılık bu üç isim hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını istiyor. Görevden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan için 35 yıldan 91 yıla, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık için ise 30 yıldan 88 yıla kadar hapis talep ediliyor.
Davayla iki iddianame daha birleştirildi. İlki, görevden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanığı kapsıyor ve sanıkların her biri için 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8 aya kadar hapis isteniyor. İkincisi, Ağaç ve Peyzaj AŞ'de kurgusal ihalelerle ihaleye fesat karıştırıldığı iddiasına dayanıyor ve 29 sanık hakkında düzenlendi. Bu dosyada İmamoğlu, Keleş ve Ali Sukas için 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapis talep ediliyor. Yargılama boyunca birleşen dosyalarla birlikte 63 sanık tahliye edildi.
İmamoğlu, CHP'li bir siyasetçi ve Mart 2025'te tutuklanmasının ardından İBB başkanlığı görevinden uzaklaştırılmıştı.