TCMB Başkanı Karahan: Para Piyasası Fonlarından Çıkan Para Büyük Ölçüde Mevduata Geçti
TCMB Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda son dönemde para piyasası fonlarından çıkan kaynağın büyük bölümünün mevduata geçtiğini söyledi. Karahan, eylülde yüzde 29,7'ye inen enflasyonda düşüşün yavaşlayarak sürdüğünü belirtti ve sıkı para politikasının devam edeceğini vurguladı.
TemsilîTürkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda sunum yaptı. Karahan, son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan çıkış yaşandığını, bu kaynağın önemli kısmının bankalardaki mevduata kaydığını söyledi. Eylülde yıllık enflasyonun yüzde 29,7'ye indiğini hatırlatan Karahan, jeopolitik şoklar nedeniyle hız kaybetse de dezenflasyonun sürdüğünü belirtti. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikasının kararlılıkla sürdürüleceğini de vurguladı.
Fonlardan çıkan paranın hangi para birimine yöneldiğine de değinen Karahan şunları söyledi:
“Son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar oldu. Ancak fonlardaki çıkışlar büyük oranda mevduata yöneldi. Mevduata yönelime para birimi kompozisyonunda baktığımızda TL tercihinin mevcut TL payı ile uyumlu olduğunu görüyoruz”
Karahan, ikinci çeyrekten bu yana TL mevduata girişlerin hızlandığını ve TL mevduatın toplam içindeki payının yüzde 61'i aştığını aktardı. Bireysel yatırımcıların döviz ve kıymetli maden satışlarını sürdürdüğünü, bu yatırımcıların TL'ye ilgisinin sıkı para politikasıyla birlikte devam ettiğini ifade etti.
Enflasyonda ana eğilim yüzde 23,7
Karahan'ın aktardığına göre yıllık tüketici enflasyonu nisanda yüzde 32,4 iken eylülde yüzde 29,7'ye geriledi. Savaşın etkilerinin belirginleştiği mart-haziran döneminde yükselen ana eğilim, temmuzdan itibaren yeniden düşüşe geçti. Yıllıklandırılmış ana eğilim eylülde yüzde 23,7 oldu ve mevcut yıllık enflasyonun yaklaşık 6 puan altında kaldı.
“Yıllıklandırılmış olarak baktığımızda, savaş döneminde yüzde 30'lar seviyesine yükselen ana eğilim, eylül itibarıyla yüzde 23,7 seviyesine işaret ediyor. Bu seviye, mevcut yıllık enflasyonun yaklaşık 6 puan altında”
Karahan, arz yönlü baskılar azaldıkça dezenflasyonun önümüzdeki dönemde de süreceğini öngördüklerini söyledi:
“Şokların etkisi hafifledikçe, sıkı para politikası duruşumuzun katkısıyla, dezenflasyon sürecinin yeniden ivme kazanacağını öngörüyoruz”
Karahan'a göre sıkı para politikası iç talebi belirgin biçimde yavaşlattı. Para politikasının doğrudan etkilediği kalemlerde enflasyon daha net düştü ancak arz şokları bu iyileşmenin manşet rakama yansımasını sınırladı.
Enerji grubu yukarı çekti, diğer gruplar geriledi
Karahan, bu yılki ivme kaybının ana kaynağının jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatlarına etkisi olduğunu söyledi. Eylül itibarıyla enerji grubunda yıllık fiyat artışı yüzde 46,1 oldu ve geçen yılı yaklaşık 11 puan aştı. Buna karşılık hizmet enflasyonu yüzde 44,7'den 37,7'ye, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 36,1'den 27,6'ya, temel mallarda ise yüzde 19,9'dan 15,9'a indi.
Şubat sonunda Orta Doğu'da başlayan gerilim, enerji arzına dair riskleri artırdı. Bu gelişme doğal gaz, akaryakıt ve tüp gaz fiyatlarını yükseltti. Karahan, son aylarda akaryakıttaki artışta ham petrolün yanı sıra küresel rafineri marjlarındaki yükselişin de belirleyici olduğunu kaydetti. Eşel Mobil Sistemi'nin küresel şokun yurt içi akaryakıt fiyatlarına yansımasını yaklaşık 16 puan sınırladığını belirtti.
Küresel tarafta haziranda ABD ile İran arasında varılan mutabakatın ardından enerji fiyatları bir süre geriledi. Karahan, savaşın seyri, tedarik zincirleri ve petrol arzındaki gelişmelerle fiyatların sonra yeniden yükseldiğini anlattı. Petrol fiyatlarının yüksek ve dalgalı seyrettiğini, doğal gazın ise savaş öncesi düzeyinin iki katından fazla olduğunu söyledi. Tedarik zincirlerindeki aksamaların ve navlun maliyetlerindeki artışın sürdüğünü de ekledi.
“Enerji fiyatları üzerindeki yukarı yönlü risklerin sürdüğünü değerlendiriyoruz”
Kira artışlarında yavaşlama
Karahan, ağustos itibarıyla yeni kiralamalardaki yıllık artışın yüzde 26,4'e indiğini açıkladı. Yeni sözleşmelerdeki fiyatların TÜİK'in kira enflasyonuna gecikmeyle yansıdığını da hatırlattı.
“Uzun süredir hizmet enflasyonunun belirgin olarak üzerinde seyreden aylık kira artışları, son aylarda kayda değer şekilde yavaşlayarak hizmet grubu genelinin altına indi. Bu gelişme, hizmet enflasyonunda kira kaleminden gelen ataletin gücünü yitirdiğini gösteriyor. Mevcut görünüm, kira enflasyonundaki gerilemenin süreceğine işaret ediyor”
Büyüme yavaşladı
Karahan'ın verdiği bilgiye göre Türkiye ekonomisi 2026'nın ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 2,3 büyüdü ve önceki döneme göre yavaşladı. Nihai yurt içi talep belirgin biçimde ivme kaybederken net ihracat büyümeye olumlu katkı yaptı. Karahan, bunun sıkı para politikasının hedeflediği dengeli talep kompozisyonuna işaret ettiğini söyledi. Üçüncü çeyreğin ilk verilerinde ise temmuzda sanayi üretimi düştü, hizmet üretimi arttı. Kapasite kullanım oranı tarihsel ortalamasının altında kaldı.
İşgücü piyasasında manşet işsizlik oranı yatay seyrederken geniş tanımlı işsizlik göstergeleri yüksek düzeyini korudu. Karahan, olumsuz dış koşullara karşın üçüncü çeyrekte cari açıktaki artışın daha sınırlı kalmasını beklediklerini de söyledi.
Politika faizi yüzde 37, kredi büyümesi yavaşladı
Karahan, mart ayındaki jeopolitik gelişmelerin enflasyona yönelik risklerini sınırlamak için ek sıkılaştırıcı tedbirler aldıklarını anlattı. 2 Mart'ta ara verilen bir hafta vadeli repo ihalelerine ağustos sonunda yeniden başlandı. Para piyasalarında oluşan faizler şu anda yüzde 37'lik politika faizine yakın seyrediyor.
Sıkı duruş, makroihtiyati tedbirler ve likidite yönetimiyle destekleniyor. Karahan, TL mevduat payını artırmaya dönük düzenlemelerin finansal koşullara göre güncellendiğini söyledi. Kredi büyümesindeki dalgalanmaların büyüme sınırlarıyla yönetildiğini de belirtti. Bu sınırların düşürülmesi ve istisnaların daraltılmasıyla şubat sonunda yüzde 35 olan toplam kredi büyümesi yüzde 25 dolayına indi. Ticari ve bireysel kredilerde de belirgin yavaşlama görüldü.
Rezervler 171 milyar dolar
Karahan'ın verdiği bilgilere göre 27 Şubat'ta 210 milyar dolar olan brüt rezervler, savaşın etkisiyle 26 Haziran'da 149 milyar dolara düştü. Rezervler 25 Eylül itibarıyla 171 milyar dolara çıktı. 27 Şubat sonrasındaki kaybın 23 milyar dolarlık kısmı altın fiyatlarındaki düşüşten kaynaklandı. Karahan, swap hariç net rezervlerin 25 Eylül itibarıyla 40 milyar dolar olduğunu, son dönemde ülke kredi risk primi ile kur oynaklığında sınırlı bir artış görüldüğünü söyledi.
Beklentiler risk olmayı sürdürüyor
Karahan, sıkı duruşun enflasyon beklentilerindeki bozulmayı sınırlı tuttuğunu söyledi. Ancak yıl başında öngörülen iyileşmenin gerçekleşmediğine dikkat çekti:
“Enflasyon beklentilerinde sene başında öngördüğümüz iyileşmenin sağlanmamış olması dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ediyor ve ihtiyatlı duruşumuzu sürdürmeyi gerekli kılıyor”
Karahan, kalıcı fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah için ön koşul olduğunu vurguladı ve sözlerini şöyle tamamladı:
“Önümüzdeki dönemde enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyonun seyri açısından önemini koruyacaktır. Bu çerçevede fiyat istikrarı hedefimiz doğrultusunda tüm araçlarımızı kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz”