Adli Tıp Raporu: Arif Ahmet Denizolgun'un Ölümü Yüksek Tansiyona Bağlı Beyin Kanamasından
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un Eylül 2016'daki ölümüne ilişkin soruşturmada Adli Tıp Kurumu raporunu tamamladı. Mezarı açılarak yapılan incelemenin ardından hazırlanan raporda ölümün yüksek tansiyona bağlı beyin kanamasından kaynaklandığı, zehirlenme, boğma ya da darp bulgusu bulunmadığı belirtildi.
TemsilîEski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun 7 Eylül 2016'da Beykoz'daki çiftlik evinde ölü bulunmuştu. Ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunu tamamladı. ATK 1. İhtisas Kurulunun değerlendirmesine göre Denizolgun yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti. Raporda boğulma, darp ya da zehirlenme yoluyla öldüğünü gösteren tıbbi delil bulunmadığı vurgulandı.
Denizolgun, kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin eski lideri olarak da tanınıyordu. 2002'de kurulan Abdullah Gül hükümetinde Ulaştırma Bakanı olarak görev yapmıştı.
İlk otopsi raporu 2016'da savcılığa gönderilmişti
Kurul raporunda ilk incelemelerin geçmişi de aktarıldı. ATK Morg İhtisas Dairesi, cesedin bulunmasından bir gün sonra, 8 Eylül 2016'da skopi, ölü muayenesi ve otopsi yaptı. Otopside biyolojik, toksikolojik ve histopatolojik inceleme için örnekler alındı. Radyolojik görüntüleme ve laboratuvar sonuçlarına dayanan ilk raporda ölümün travmatik olmayan, patolojik bir beyin kanamasından kaynaklandığı sonucuna varıldı. Bu rapor 17 Ekim 2016'da Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığına iletildi.
Mezardan alınan örnekler incelendi
Soruşturma kapsamında 19 Ağustos'ta Denizolgun'un mezarı açıldı ve örnekler alındı. Mezardan çıkarılan kemiklerin yanı sıra mezar toprağı ile karşılaştırma amacıyla mezardan uygun uzaklıktaki bir noktadan alınan toprakta da farklı miktarlarda molibden, kadmiyum, civa, talyum, kurşun, kobalt, nikel, arsenik ve vanadyum saptandı. Kemik parçalarından birinde bu elementlere ek olarak antimon bulundu. Kurul, otopside ve mezardan alınan dokularda tespit edilen ağır metallerin normal düzeyde olduğunu, aranan öteki toksik maddelere ise rastlanmadığını bildirdi.
Boyun kemiği ve boyun kıkırdağı parçaları stereomikroskopla incelendi. Boyun kemiğinin gövdesi sağlam çıktı. Kıkırdağın büyük bölümünün kalsifiye olduğu görüldü. Kalsifikasyon tamamlanmadığı için yer yer petek görünümlü doku ve doku eksikleri izlendi, bazı bölgelerde kırık hatları ve kırığa bağlı deformasyonlar saptandı. Raporda, tiroid kıkırdağında tespit edilen kırığın gömme ve mezardan çıkarma işlemleri sırasında oluştuğu belirtildi.
İlk otopside göğüs bölgesinde 3 ekimoz, yani deri altı kanama alanı tespit edilmişti. Kurul, bunların ölümden önceki 3 ila 14 gün içinde oluştuğunu ve ölüme yol açabilecek nitelikte olmadığını değerlendirdi.
Ölüm tarihi 6 Eylül olabilir
Raporda, ölümün kesin olmamakla birlikte cesedin bulunmasından bir gün önce, 6 Eylül 2016'da gerçekleşmiş olabileceği de belirtildi. Kurulun vardığı sonuç raporda şöyle yer aldı:
"Kişinin ağız burun kapama, boyna bası ve göğse bastırılarak öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, kişinin travmatik tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, otopsisinde ve fethi kabir suretiyle elde edilen dokularında tespit edilen ağır metallerin normal düzeylerde olduğu, aranan diğer toksik maddelerin bulunmadığı dikkate alındığında, kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, ölümünün kesin olmamakla birlikte 6 Eylül 2016'da meydana gelmiş olabileceği, yüksek tansiyon ve kalp damar hastalığı bulunan kişinin ölümünün yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sonucu meydana gelmiş olduğu mütalaa edilmiştir."
Fethi kabir, ölüm nedeninin yeniden araştırılması için savcılık ya da mahkeme kararıyla mezarın açılması ve kalıntıların adli tıp incelemesine alınması işlemidir.