13 Ekim 2026 Salıİstanbul17°
Son Dakika
Dünya

Azerbaycan'da iktidar partisinden Türkiye'ye başörtüsü suçlaması: "Yapay gerilim yaratıyorsunuz"

Aliyev'in partisi YAP, okullardaki kıyafet düzenlemesini eleştiren Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Oktay Saral ve AK Partili vekilleri iç işlere karışmak ve "yapay gerilim" yaratmakla suçladı. Bakü'de protestolarda 37 kişi gözaltına alındı; Ankara resmî açıklama yapmadı.

Güncellenme:
Türk ve Azerbaycan bayrakları önünde karşılıklı oturan Recep Tayyip Erdoğan ve İlham AliyevTemsilî
Fotoğraf olayın kendisine ait değildir, temsilîdir. Fotoğraf: Recep Tayyip Erdoğan meet with Ilham Aliyev (Wikimedia Commons) · president.az · CC BY 4.0

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in genel başkanı olduğu iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi (YAP), okullardaki yeni kıyafet düzenlemesi nedeniyle başlayan başörtüsü tartışmasında Türkiye'deki iktidar çevrelerini "yapay gerilim yaratmak" ve Azerbaycan'ın iç işlerine karışmakla suçladı. 13 Ekim'de yayımlanan uzun açıklamada Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Oktay Saral ile AK Parti milletvekilleri adıyla hedef alındı; parti, "AK Parti iktidarını bu zararlı politikadan vazgeçmeye çağırıyoruz" dedi.

Açıklama, iki hafta önce okul kapısında başlayan bir tartışmanın Ankara ile Bakü arasında açık bir siyasi söz düellosuna dönüştüğünü gösteriyor. Türkiye hükümeti ise şu ana kadar konu hakkında resmî bir açıklama yapmadı.

Yeni Azerbaycan Partisi ne dedi?

Partinin basın biriminin yayımladığı açıklamada, Türkiye'de Azerbaycan'ı hedef alan bir "dezenformasyon kampanyası" yürütüldüğü öne sürüldü ve Saral ile AK Partili milletvekillerinin de bu kampanyaya katıldığı savunuldu:

"Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın ve iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin, meselenin özünü, Azerbaycan'ın anayasal düzenini ve ülkedeki din ve vicdan özgürlüğünün hukuki temellerini dikkate almadan popülist ve sorumsuz açıklamalarda bulunması ciddi bir üzüntü kaynağıdır. Bu tür açıklamalar, Azerbaycan-Türkiye kardeşlik ilişkilerinin ruhuna aykırıdır ve kamuoyu önünde yapay bir gerilim yaratmaya hizmet edebilir."

YAP, düzenlemeyi laiklikle savundu ve Türkiye'nin kendi anayasasına atıf yaptı: "Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası'na göre Azerbaycan laik bir devlettir. Aynı ilke Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda da güvence altına alınmıştır." Açıklamanın en sert bölümü ise Türkiye'deki iç tartışmalara yönelikti:

"Türkiye'de dini ve laik değerler etrafında yürütülen siyasi tartışmalar, toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirmektedir. Başörtüsü gibi hassas meselelerin siyasi manipülasyon ve ayrıştırma aracı olarak kullanılmasının ne Türkiye halkının birliğine ne de genel olarak Müslüman dünyasının dayanışmasına hizmet ettiğini düşünüyoruz."

Parti, Haydar Aliyev'in "Bir millet, iki devlet" sözünü de hatırlattı ancak bu ilkenin "hiçbir koşulda bir devletin diğerinin iç işlerine müdahale etmesine" gerekçe olamayacağını vurguladı. Açıklamada, adı verilmeden, "İslam dünyasında hiçbir devletin diğer Müslüman halklara kendi iradesini dayatma ya da kendisini diğerlerinden üstün görme hakkı yoktur" denildi ve Müslüman dünyasının birliğine hizmet iddiasının "hegemonya eğilimleriyle değil, eşitler arası işbirliğiyle" ortaya konması gerektiği eklendi. Middle East Eye, bu cümlelerin Ankara'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik bir gönderme olarak okunduğunu yazdı.

YAP, başörtüsü tartışmasıyla birlikte Türkiye'den yükselen İsrail eleştirilerine de yanıt verdi. Azerbaycan'ın İsrail ile "uluslararası hukuka ve karşılıklı çıkarlara dayanan olağan" ilişkileri olduğunu, Filistin'e mali ve insani yardım yaptığını ve Doğu Kudüs başkentli iki devletli çözümü desteklediğini belirtti.

Tartışma neyle başladı?

Tartışmanın kaynağı, Azerbaycan Bakanlar Kurulu'nun devlet okulları için aldığı iki karar. 21 Eylül'de öğrencilere, 6 Ekim'de öğretmenlere yönelik kıyafet kuralları onaylandı. Öğrenci kuralları "okul üniformasının tekdüzeliğini bozan ve genel eğitimin laiklik ilkesiyle bağdaşmayan ek giyim öğelerini" yasaklıyor; öğretmenlerden ise laiklik ilkesine uygun, sade ve mesleki ortama uygun giyinmeleri isteniyor.

İki kararda da "başörtüsü" kelimesi geçmiyor. Kuralın nasıl uygulanacağı, uymayan öğrencinin derse alınıp alınmayacağı ya da hangi yaptırımın uygulanacağı da metinlerde yazmıyor. Ancak uygulamada bazı okul yönetimleri başörtülü öğrencileri ve öğretmenleri içeri almamaya başladı. Bu düzenlemelerden önce, temmuzda Genel Eğitim Kanunu'nda yapılan bir değişiklikle eğitim sisteminin laik niteliği yeniden vurgulanmıştı.

Konu Azerbaycan için yeni değil: Hükümet 2010'da da okullarda benzer bir kıyafet düzenlemesine gitmiş, 2010-2012 arasındaki protestoların ardından geri adım atmıştı. BBC Azerbaycan Servisi'nden İlkin Hasanov, 2020'deki Karabağ zaferinin ardından yönetimin bugün çok daha güçlü bir konumda olduğunu hatırlatıyor.

Okullarda neler yaşanıyor?

Sosyal medyaya yansıyan videolarda okul kapısından geri çevrilen, arkadaşlarıyla ağlayarak vedalaşan ya da okul önünde ders çalışan başörtülü öğrenciler görülüyor. Bazı okullarda öğrencilerin, arkadaşlarıyla dayanışma için derslere girmediği bildirildi.

  • 37 gözaltı: Azerbaycan İçişleri Bakanlığı, 12 Ekim'de Bakü ve çevresinde okul önlerinde düzenlenen eylemlerin ardından 37 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Bakanlık, bir grubun eğitim personeliyle çatışma ortamı yarattığını ve bazı okullara zarar verdiğini savundu. Sosyal medyada gözaltı sayısının 200'e ulaştığı iddia ediliyor; bu rakam doğrulanmadı.
  • Sosyal medya kısıtlaması: Aynı sabahtan itibaren TikTok, Instagram ve Facebook'a erişimin kısıtlandığı bildirildi. Resmî kurumlar bu konuda açıklama yapmadı; Al Jazeera'ya göre NetBlocks gibi bağımsız izleme kuruluşlarının verileri de kesintiyi henüz doğrulamadı.
  • Öğretmenler: Abzas Media'ya konuşan bir öğretmen, Bakü'nün Bayıl bölgesindeki okullarda başörtülü öğretmenlere 9 Ekim'den itibaren "ya başörtüsünü çıkarın ya da işe gelmeyin" denildiğini, üç öğretmenin eve gönderildiğini anlattı.

Bakü yönetimi ise ülkede bir "başörtüsü yasağı" olduğunu kabul etmiyor. Devlet televizyonu AzTV, "Devlet, milli kimliğimize Arap-Fars değerleri katmaya yönelik her türlü girişimin önüne geçecektir. Azerbaycan Müslüman ancak laik bir devlettir" yorumunu yaptı. Kafkas Müslümanları İdaresi Başkanı Şeyhülislam Allahşükür Paşazade de kararda "başörtüsü" kelimesinin geçmediğini, "okul kıyafeti" denildiğini belirterek bu adlandırmanın "maksatlı" olduğunu söyledi. Hükümete yakın çevrelerde protestoların arkasında İran'ın olduğu da öne sürülüyor.

Azerbaycan nüfusunun yaklaşık yüzde 96'sı Müslüman. Anayasa ise ülkeyi laik bir devlet olarak tanımlıyor ve din özgürlüğünü güvence altına alıyor. Toplumda düzenlemeyi destekleyenler de var: DW Türkçe'ye konuşan Bakülü bir öğretmen ve bir veli, meselenin başörtüsü değil okul üniforması olduğunu, çocukların bu kararı büyüyünce vermesi gerektiğini savundu.

Türkiye'den hangi tepkiler geldi?

YAP'ın açıklamasını tetikleyen, Oktay Saral'ın 12 Ekim akşamı X hesabından yaptığı paylaşım oldu:

"Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez! İnancı gereği başını örten bir öğrenciyi okul kapısında bırakmak, hangi vicdana, hangi adalete sığar? Başörtüsü engel değil, inancın gereğidir! Eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban edilemez! Azerbaycan'ın bu yanlıştan bir an önce dönmesini bekliyoruz."

AK Parti Bursa Milletvekili Müfit Aydın, okul kapısında oturan bir kız çocuğunun görüntüsünü paylaşarak "Azerbaycan, kardeşliğin gereğini yapmalı ve bu uygulamaya derhâl son vermelidir" dedi. AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de Bakü'nün "bu yanlıştan" dönmesi çağrısında bulundu.

Tepkiler iktidarla sınırlı kalmadı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantısında "Sevgili Azerbaycanlı kardeşlerim, bu acıyı biz yaşadık. Bu acının bitmesi lazım. Kadınların başı açık, başı kapalı diye ayrılması doğru değil" dedi. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, İlham Aliyev'e hitaben bir mektup yayımladı. DEVA Partisi, HÜDA PAR ve çeşitli sivil toplum kuruluşları da uygulamayı eleştirdi. 3 Ekim'de Özgür-Der'in çağrısıyla İstanbul'daki Azerbaycan Başkonsolosluğu önünde protesto düzenlendi.

Türkiye'de tepki gösterenlerin önemli bölümü, Azerbaycan'daki tabloyu 1997'deki 28 Şubat sürecinde üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağına benzetiyor.

Gerilimin arka planı: "Herkes yerini bilsin" ve İsrail

Başörtüsü tartışması, iki ülke ilişkilerinin zaten gergin olduğu bir döneme denk geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 Eylül'deki BM Genel Kurulu konuşmasında "bazı ülkelerin okullarda getirdiği başörtüsü yasağını" kadınların en temel haklarına saldırı olarak nitelendirmişti. Azerbaycan'ın adı geçmemişti; Türk yetkililer Middle East Eye'a bu sözlerin Fransa ve Avusturya'yı hedef aldığını söyledi. Avusturya 1 Eylül'den beri 14 yaş altındaki kızlara okullarda başörtüsünü yasaklıyor.

Aliyev ise 2 Ekim'deki YAP Kurultayı'nda "Herkes yerini bilsin, bizim işlerimize karışmasın, yaşam tarzımıza burnunu sokmasın" demişti. Bu sözler Türkiye'de Ankara'ya gönderme olarak yorumlandı; ancak konuşmanın tam metninde Türkiye adı geçmiyor ve Aliyev'in işaret ettiği "yanı başımızda Azerbaycan dilinde yayın yapan" kaynaklar en çok İran'ı gösteriyor.

Tartışmanın bir diğer ayağı İsrail. Azerbaycan heyetinin eylülde BM Genel Kurulu'nda İsrail Başbakanı Netanyahu konuşurken salonu terk etmemesi Türkiye'de sosyal medyada yoğun eleştiri almıştı. Azerbaycan devlet ajansı APA'nın Türkiye-İsrail ticaretine ilişkin yayımladığı bir haberi saatler içinde kaldırması da tartışmayı büyütmüştü.

Ankara'nın tutumu: Resmî yanıt yok, mesaj "kardeşlik"

Türkiye Dışişleri Bakanlığı ya da Cumhurbaşkanlığı, Azerbaycan'daki kıyafet düzenlemesi ve YAP'ın açıklaması hakkında resmî bir açıklama yapmadı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Aliyev'in konuşmasının ardından 7 Ekim'de yaptığı açıklamada iki ülke arasına girmeye çalışanlara izin verilmeyeceğini söylemişti:

"Biz iki devlet, tek milletiz. Kardeşliğimiz ebedi bir kardeşliktir. O sebeple bundan sonrasında da aynı kardeşlikle, aynı dayanışmayla yolumuza devam edeceğiz."

Çelik, Azerbaycan'ı hedef alan bazı grupların partiyle ya da hükümetle bir bağlantısı olmadığını da vurgulamıştı. Middle East Eye'a konuşan üst düzey bir Türk yetkili, Ankara'nın Azerbaycan'ın iç işlerine karışma niyeti olmadığını, yaşananı "bir yanlış anlaşılma" olarak gördüklerini ve bu mesajın Bakü'ye en üst düzeyde iletildiğini söyledi. Yetkililere göre Ankara, dolaylı eleştirilere yanıt vermek yerine gerilimi düşürmeyi tercih ediyor.

Türkiye, 2020'deki İkinci Karabağ Savaşı'nda Azerbaycan'ın en güçlü destekçisi olmuştu. İki ülke enerji, ulaştırma ve savunmada ortak projeler yürütüyor. Bakü'deki okullarda kuralın nasıl uygulanacağı ise belirsizliğini koruyor: BBC Azerbaycan Servisi'ne göre öğrencileri eğitimden dışlamayan pratik bir çözüm bulunursa tartışma usul düzeyinde kalabilir; kız öğrenciler sistematik olarak derslerden uzak tutulursa mesele, Azerbaycan'ın laik modelinin sınırları ve eğitim hakkı üzerine çok daha geniş bir tartışmaya dönüşebilir.

Paylaş
Sonraki haberMacaristan'a 4,2 Milyar Avroluk AB Fonu Serbest Bırakıldı