14 Ekim 2026 Çarşambaİstanbul18°
Son Dakika
Kültür-Sanat

Kekova'daki Batıkta 4 Bin 400-4 Bin 700 Yıllık Amforalar Çıkarıldı

Antalya'da Kekova Adası açıklarındaki batıkta yapılan su altı kazılarında yaklaşık 4 bin 400-4 bin 700 yıllık amforalar çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, batığın dünyanın bilinen en eski batığı olduğunu açıkladı.

Çalılarla kaplı kayalık yamaçta taş duvar kalıntılarıTemsilî
Fotoğraf olayın kendisine ait değildir, temsilîdir. Fotoğraf: Kekova 0213.jpg · Seynaeve · CC BY-SA 3.0

Antalya'daki Kekova Adası yakınlarında bulunan Erken Tunç Çağı batığında bu yıl başlayan su altı kazılarında, yaklaşık 4 bin 400 ile 4 bin 700 yıllık olduğu belirlenen amforalar gün yüzüne çıkarıldı. Buluntuları sosyal medya hesabından duyuran Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, batığın dünyanın en eski batığı olduğunu ve amforaların Anadolu'nun denizcilik tarihine ışık tuttuğunu belirtti.

"Mavi Vatan'da, dünyanın en eski batığının izlerini gün yüzüne çıkarıyoruz"

Ersoy, zeytinyağı ya da şarap taşımakta kullanıldığı tahmin edilen kapların, Doğu Akdeniz'deki ticaret ilişkilerini ve kültürler arasındaki etkileşimi yansıttığını vurguladı. Bakan, kazının bilimsel sorumlusu Doç. Dr. Hakan Öniz ile çalışmalara katkı verenleri kutladı.

"Kil analizleri, amforaların muhtemelen Ürdün Vadisi'ndeki atölyelerde üretildiğine işaret ediyor. Benzer örneklerin Mısır, Troya ve Girit'te de bulunması, farklı coğrafyaları deniz yoluyla birbirine bağlayan ticaret ağlarını anlamamız açısından büyük önem taşıyor."
"Anadolu'nun denizcilik tarihini yeni bulgularla aydınlatmaya, su altındaki kültürel mirasımızı koruyarak gelecek nesillere aktarmaya devam ediyoruz."

Levant'tan Troya ya da Girit'e giden bir gemi

Batık ilk olarak Akdeniz Üniversitesinin önceki yıllarda bölgede yürüttüğü arkeolojik su altı araştırmalarında tespit edildi. O dönemde kalıntılardan alınan amfora örnekleri, geminin Erken Tunç Çağı'ndan kalmış olabileceğini ortaya koydu. Kazılar ise 2026'da Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle başladı. Çalışmalar Antalya Müze Müdürlüğünün başkanlığında, Öniz'in bilimsel sorumluluğunda yürütülüyor.

Kaplar üzerinde yapılan kil analizleri, amforaların büyük olasılıkla Ürdün Vadisi'ndeki atölyelerde üretildiğini gösteriyor. Aynı tipte amforalara Mısır'da Giza, Saqqara ve Abusir piramitlerinin yakınında, ayrıca Troya'da ve Girit'te de rastlanmış olması, dönemin deniz ticaret bağlantılarının anlaşılması açısından önemli görülüyor. Araştırmacılar, geminin Levant kıyısındaki bir limandan yola çıkıp Troya ya da Girit'e doğru gitmiş olabileceği ihtimalini inceliyor.

Gemide süt ürünü yapılmış olabilir

Çıkarılan amforalardan birinin üzerinde dokuz ayrı işaret, gövdesinde ise iki delik bulunuyor. İncelemeler, bu kabın peynir ya da tereyağı yapmakta kullanılan bir yayık amforası olabileceğini düşündürüyor. Buluntu, uzun deniz yolculuklarında denizcilerin gemide keçi bulundurmuş, bu hayvanları sağmış ve süt ürünlerini kendileri üretmiş olabileceği ihtimalini akla getiriyor. Böylece batık, taşıdığı ticari yükün ötesinde, dönemin denizcilerinin nasıl beslendiğine ve gemideki gündelik hayata dair de ipuçları veriyor.

Levant, Doğu Akdeniz'in bugünkü Suriye, Lübnan, İsrail ve Filistin topraklarını kapsayan kıyı bölgesine verilen addır. Amforalar ise antik dünyada sıvı ve tahıl gibi yüklerin taşınmasında kullanılan, genellikle iki kulplu pişmiş toprak kaplardır.

Paylaş
Sonraki haberYeşilçam'ın Kötü Adam Rolleriyle Tanınan Oyuncusu Nihat Ziyalan Sidney'de Hayatını Kaybetti