Mehmet Uçum: Seçimin 2028 Mart ya da Nisan Ayında Yapılması Büyük Oranda Netleşti
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, bir sonraki seçimin 2028'in Mart ya da Nisan ayında yapılmasının büyük ölçüde netleştiğini söyledi. Uçum, seçim tarihi olarak 16 Nisan 2028'i öngördüğünü ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son kez aday olacağını açıkladı.
TemsilîCumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, bir sonraki seçimin 2028'in ilkbaharında yapılacağını söyledi. Çankaya Köşkü'nde gazetecilerle bir araya gelen Uçum, kendi öngörüsünün 16 Nisan 2028 olduğunu belirtti. Uçum'a göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu seçimde son kez aday olacak.
"Seçimin 2028 Mart veya Nisan ayında yapılması büyük oranda netleşti. Seçimlere 18 ay kaldı."
Tarih için referandum vurgusu
Uçum, seçimin bu tarihte yapılabilmesi için TBMM'nin seçimlerin yenilenmesine karar vermesi gerektiğini hatırlattı. Önerdiği tarihin, Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişin oylandığı referandumun yıl dönümüne denk geldiğini vurguladı:
"Seçimlerin 16 Nisan 2028 yılında yapılmasını öngörüyorum. Bu tarih Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişimizin referandum tarihidir. Sembolik anlamı vardır. Sayın Recep Tayyip Erdoğan son kez aday olacaktır."
Başdanışman, Cumhur İttifakı'nın Erdoğan'ın yeniden aday olması konusundaki siyasi iradesini ortaya koyduğunu söyledi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ve AK Parti'nin bu konudaki tutumunun açık olduğunu da ekledi.
Anayasaya göre Cumhurbaşkanının ikinci görev döneminde Meclis seçimlerin yenilenmesine karar verirse Cumhurbaşkanı bir kez daha aday olabiliyor. Bu karar için TBMM üye tamsayısının beşte üçünün, yani 360 milletvekilinin oyu gerekiyor. Son cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri Mayıs 2023'te yapılmıştı.
"Yeni anayasa vaktidir"
Uçum, Hukuk Politikaları Kurulu olarak Adalet Bakanı ile birlikte yeni anayasa gündemini ele aldıklarını anlattı. Kurulun, yeni anayasanın hukuk politikası açısından mimarisi, temelleri ve ilkeleri üzerinde çalışmayı sürdüreceğini söyledi. Uçum'a göre yeni anayasa ihtiyacı yalnızca siyasetçilerin beklentileri üzerinden değerlendirilemez; halkın talepleri ve ihtiyaçları esas alınmalı.
Uçum, yeni ve sivil anayasa tartışmasının 1987'den bu yana sürdüğünü, siyasi partilerin önceki seçimlerde de bu yönde söz verdiğini hatırlattı. Artık somut başlıkların konuşulacağı bir döneme girildiğini belirterek "1 Ekim 2026 tarihini yeni anayasanın yapım sürecinin başlangıç tarihi olarak belirleyebiliriz" dedi.
Meclis'in hangi dönemde yeni anayasayı kabul edebileceğine ilişkin değerlendirmesini de paylaşan Uçum, şunları söyledi:
"Bugün artık geldiğimiz noktada dönem artık Türkiye Yüzyılı'dır, vakit artık yeni anayasa vaktidir. TBMM'nin 28. döneminin kalan süresinde yeni anayasanın yapılma ihtimali de Meclis'imizin değerlendireceği bir husustur. Bu ihtimal asla dışlanamaz ancak bu dönemde konu muhtemelen yeni anayasanın temel yaklaşımları hususunda bir fikri olgunluk oluşturma seviyesinde kalabilir. Bu dahi önemli bir ilerleme olur."
"Bununla birlikte 2028 seçimlerinden sonra, yani Meclis'in 29. döneminde yeni anayasanın en geniş mutabakatla kabul edilip halkın onayına sunulması artık kaçınılmaz bir adım olarak ifade edilebilir. Tabii ki nihai karar, demokratik siyasi liderliğin ve Meclis'imizindir."
Öcalan'ın statüsü
Toplantıda Uçum'a, PKK'nın kurucusu Abdullah Öcalan'ın statüsü ve İmralı'daki koşullarıyla ilgili tartışmalar da soruldu. Uçum, Takip ve Değerlendirme Kurulu bünyesinde kurulan alt komisyonlardan birinin silah bırakma ve örgütün tasfiyesi sürecini yakından izleyeceğini, Öcalan'ın süreçteki rolünün de bu çerçevede ele alınacağını söyledi.
Uçum, İmralı Cezaevi'ne bağlı ek ünitenin Öcalan'a süreçteki rolünü yerine getirmesi için olanak sağladığını, ancak bunun hukuki statüsünde bir değişiklik anlamına gelmediğini vurguladı: "Bunlardan hükümlü statüsünün ortadan kalktığı şeklinde bir sonuç çıkarılamaz. Fiilen serbest bırakıldığı şeklinde de bir sonuç çıkarılamaz."
Öcalan'la sürdürülen temasları "diyalog süreci" olarak tanımlayan Uçum, sürecin bir pazarlığa dayanmadığını söyledi:
"Bu Türkiye'ye özgü bir modeldir. Burada bir pazarlık yoktur. Burada bir müzakere yoktur. Burada bir diyalog vardır. Hedef terör örgütünün tasfiye edilmesidir, sistematik terörün tasfiye edilmesidir, silahların bırakılmasıdır."