Mekke İttifakı nedir? Kimler var, 50 günde ne yaptı, amacı ne
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan 7 Ağustos'ta Mekke'de, birine yapılan saldırıyı üçüne yapılmış sayan bir savunma anlaşması imzaladı. 50 günde ittifaka ad kondu, Riyad'da genel sekreterlik kuruldu ve Husi saldırıları nedeniyle ilk askeri toplantı yapıldı. Maddeler, kurumlar, adaylar ve cevap bekleyen sorular.
TemsilîTürkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan 7 Ağustos'ta Mekke'de, üç ülkeden birine yapılacak silahlı saldırıyı üçüne birden yapılmış sayan bir savunma anlaşması imzaladı. Aradan geçen 50 günde anlaşmanın adı kondu, Riyad'da bir genel sekreterlik kuruldu, ilk genel sekreter atandı ve ittifak ilk sınavıyla karşılaştı: Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a füze ve İHA saldırıları. 25 Eylül'de üç ülkenin genelkurmay başkanları bu saldırılar nedeniyle Riyad'da acil toplandı.
Bu dosyada Mekke Savunma İttifakı'nın ne olduğunu, kimlerden oluştuğunu, bugüne kadar ne yaptığını, amacının ne olduğunu ve hâlâ cevap bekleyen soruları üç ülkenin resmî açıklamaları ve bölge basınından derledik.
Bir bakışta Mekke Savunma İttifakı
- Kurucular: Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan. İmzalar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'e ait.
- İmza: 7 Ağustos 2026, Mekke'deki Safa Sarayı'nda.
- Temel madde: Taraflardan birine yönelik silahlı saldırı hepsine yapılmış sayılıyor. Dayanak BM Şartı'nın 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkı.
- Resmî adı: "Mekke Savunma İttifakı". Ad, 31 Ağustos'taki İstanbul toplantısında kararlaştırıldı.
- Merkez: Riyad'daki genel sekreterlik. İlk genel sekreter Pakistanlı emekli Korgeneral Nauman Mahmood, görev süresi üç yıl.
- Durum: Kurumsallaşma sürüyor. Anlaşmanın TBMM onayına sunulması ekimde bekleniyor.

Mekke İttifakı nedir?
Anlaşmanın resmî adı "Mekke Ortak Savunma Anlaşması". Türk hükümetinin bilgi notuna göre en kritik hükmü kolektif caydırıcılık: İmzacı üç devletten herhangi birine yönelik silahlı saldırı, tümüne yönelik saldırı olarak kabul ediliyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan imzadan bir gün sonra Anadolu Ajansı'na anlaşmanın bu yönüyle "teknik olarak NATO'nun 5. maddesiyle aynı" olduğunu söyledi.
Ancak bu hüküm, bir saldırıda üç ordunun kendiliğinden savaşa gireceği anlamına gelmiyor. Bilgi notunda Türk askerinin her bölgesel krize otomatik olarak gönderilmeyeceği, kuvvet kullanma kararlarının anayasal düzen ve ulusal karar mekanizmaları içinde alınmaya devam edeceği yazıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da 25 Eylül'de Newsweek'e verdiği mülakatta desteğin biçimini şöyle tarif etti:
"Burada verilecek karşılığın mahiyeti, saldırıya uğrayan ülkenin çağrısı ve ihtiyaçları temelinde belirlenebilir. Bu ihtiyaç istihbarat, lojistik veya mühimmat desteği olabilir, daha ileri askeri destek de gündeme gelebilir."
Üç hükümet anlaşmanın hiçbir ülkeyi hedef almadığını, savunma amaçlı olduğunu ve ilkelerini benimseyen bölge ülkelerine açık olduğunu tekrarlıyor. Milli Savunma Bakanlığı (MSB) anlaşmayı "NATO'ya alternatif veya rakip değil, tamamlayıcı" bir mekanizma olarak tanımlıyor. Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar da anlaşmanın, tarafların başka ülkelerle yaptığı ikili ya da çok taraflı anlaşmaları değiştirmeyeceğini söyledi.
Kamuoyunun bildikleri üç hükümetin bilgi notları ve açıklamalarından geliyor. Anlaşmanın maddeleri tek tek yayımlanmış değil.
Kimler var, masaya ne koyuyor?
İttifakın bugün üç üyesi var. Analistler üç ülkenin ittifaka farklı ve birbirini tamamlayan güçler getirdiğini vurguluyor:
- Türkiye: Operasyonel tecrübe, savunma sanayii ve insansız hava sistemleri. Reuters Türkiye'yi "NATO'nun ikinci büyük ordusu" olarak anıyor. Türkiye 1952'den beri NATO üyesi.
- Suudi Arabistan: Mali güç, gelişmiş hava kuvvetleri ve yüksek savunma bütçesi. Mekke ve Medine'ye ev sahipliği yapıyor. Genel sekreterlik de bu ülkede.
- Pakistan: İslam dünyasında nükleer silaha sahip tek ülke. 250 milyonu aşan nüfusuyla ittifakın en kalabalık üyesi, büyük bir kara kuvvetine sahip.
ORSAM'dan Dr. Kaan Devecioğlu'na göre asker sayılarını ya da bütçeleri toplamak yanıltıcı: "Asıl önemli olan tamamlayıcı kapasitelerdir." Devecioğlu, ittifakın gerçek gücünün imza törenleriyle değil, ortak tatbikat, istihbarat paylaşımı, hava savunması ve elektronik harpte birlikte çalışabilirlikle ölçüleceğini söylüyor.
İttifakın karar organı Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi. Komitede her ülkeden dışişleri bakanı, savunma bakanı ve genelkurmay başkanı olmak üzere dokuz isim var:
- Türkiye: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu
- Suudi Arabistan: Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Feyyad bin Hamid er-Ruveyli
- Pakistan: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı İshak Dar, Savunma Bakanı Havace Muhammed Asif, Savunma Kuvvetleri Komutanı Mareşal Asım Münir
İlk genel sekreter Nauman Mahmood, AA'nın aktardığına göre 1987'de Pakistan ordusuna katıldı, 2021-2023 arasında İslamabad'daki Ulusal Savunma Üniversitesi'nin başında bulundu ve 2023'te emekli oldu. Genel sekreterlik üç ülke arasında dönüşümlü yürütülecek.
Nereden çıktı? İki yıl sekiz aylık hazırlık
Anlaşmanın bir öncülü var: Suudi Arabistan ile Pakistan, 17 Eylül 2025'te Riyad'da "birine yönelik saldırı ikisine yapılmış sayılır" hükmünü içeren Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması'nı imzalamıştı. Başbakan Şerif, Mekke anlaşmasını bu ikili anlaşmanın "uzantısı" olarak tanımladı. Fidan ise üçlü anlaşma üzerindeki çalışmaların iki yıl sekiz ay sürdüğünü açıkladı.
İmza, bölgenin çok gergin bir döneminde atıldı. ABD ve İsrail ile İran arasında şubatta başlayan savaş sürüyordu. Körfez ülkeleri bu savaşta İran füzelerinin hedefi oldu, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş aksadı. Wall Street Journal anlaşmanın, ABD güvenlik şemsiyesine yönelik yeni belirsizliklerin doğduğu bir dönemde imzalandığını yazdı. İran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi de anlaşmayı, bölge ülkelerinin ABD'nin ve bölge dışı aktörlerin güvenlik sağlama iddiasına güvenemeyeceği sonucuna vardığının göstergesi olarak yorumladı.
Erdoğan'ın ifadesiyle amaç, "bölgenin sorunlarına bölgeden çözüm". Ankara bunu "bölgesel sahiplenme" kavramıyla anlatıyor.
50 günde neler yaptı?

- 7 Ağustos: Erdoğan, Bin Selman ve Şerif, Mekke'deki Safa Sarayı'nda anlaşmayı imzaladı. Liderler aynı gün Cuma namazını birlikte kıldı.
- 8 Ağustos: Fidan, anlaşmanın genişlemesini istediklerini, Mısır'ın aday olduğunu ve bir bakanlar komitesiyle Suudi Arabistan merkezli bir genel sekreterlik kurulacağını açıkladı.
- 13 Ağustos: MSB askeri iş birliğinin kademeli gelişeceğini duyurdu. Plan komuta yeri ve arazi tatbikatlarıyla başlıyor, sonra kara, deniz, hava, hava savunma ve insansız sistemlerle müşterek tatbikatlara geçiyor.
- 17 Ağustos: ABD Başkanı Donald Trump anlaşmadan "büyük mutluluk" duyduğunu yazdı. Erdoğan aynı gün Al Jazeera'ye, Mısır'ın da katılabileceğini söyledi.
- 24 Ağustos: Bangladeş Dışişleri Bakan Yardımcısı Humayun Kabir, ülkesinin anlaşmaya davet edildiğini açıkladı.
- 31 Ağustos: Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi ilk kez İstanbul'daki Çırağan Sarayı'nda toplandı. İttifakın adı "Mekke Savunma İttifakı" oldu. Suudi Arabistan'da bir sekretarya kurulmasına, ilk genel sekreterin üç yıllığına Pakistan'dan gelmesine karar verildi.
- Eylül başı: Husiler Suudi Arabistan'ın güneyindeki Abha, Hamis Muşayt, Cazan ve Necran kentlerini hedef aldı, 73 kişi yaralandı. Saldırılar sonraki günlerde Yanbu'daki Aramco tesislerine kadar uzandı.
- 16 Eylül: Suudi Arabistan, Husilerin fırlattığı bir İHA'nın Mekke'nin yasak hava sahasına girmeden kentin güneyinde düşürüldüğünü açıkladı. Türkiye saldırı girişimini "şiddetle" kınadı. Husiler Mekke'yi hedef aldıkları iddiasını reddetti.
- 19 Eylül: Fidan, sekretarya ve buna bağlı askeri karargâhın kurulma çalışmalarının "hemen hemen bittiğini", sırada personel göndermenin olduğunu söyledi.
- 21 Eylül: Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır dışişleri bakanları New York'ta Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları kınadı.
- 23 Eylül: Pakistan, Nauman Mahmood'u ittifakın ilk genel sekreteri olarak atadığını duyurdu.
- 24 Eylül: Üç dışişleri bakanı New York'ta Mekke'ye ve Suudi tesislerine yönelik saldırıları kınadı, Suudi Arabistan'a desteğin yollarını görüşmek üzere genelkurmay başkanlarını acil toplantıya çağırdı.
- 25 Eylül: Bayraktaroğlu, Münir ve er-Ruveyli Riyad'da bir araya geldi. Anlaşma kapsamındaki ilk askeri toplantı buydu.
Nasıl bir yapı kuruluyor?

MSB'ye göre anlaşma dışişleri, savunma bakanları ve genelkurmay başkanlarından oluşan "stratejik siyasi ve askeri mekanizmalar" öngörüyor. 24 Eylül'deki bakanlar toplantısında genel sekreterlik ile komitelerin ve çalışma gruplarının kurulmasında gelinen nokta değerlendirildi. Fidan'ın 19 Eylül'de NTV'de anlattığına göre, anlaşmada adı geçen sekretaryaya bağlı bir askeri karargâh da kuruluyor:
"Özellikle anlaşmada ismi geçen sekretaryanın kurulması ve buna bağlı bir askeri karargâhın hayata geçmesi konularındaki çalışmalar hemen hemen bitmiş durumda. Artık bundan sonra personel gönderip karargâhın işlemesi aşaması kaldı."
Savunma sanayii ittifakın ikinci ayağı. MSB hedefi yalnızca ürün tedariki değil, "ortak geliştirme ve üretim, teknoloji iş birliği ile sürdürülebilir bakım ve lojistik desteğin sağlanması" olarak koyuyor. Reuters'ın aktardığına göre öncelikli alanlar insansız ve otonom sistemler, elektronik harp ve yapay zekâ. Mevcut iş birliğinden bir örnek: Baykar 25 Eylül'de, 2023'te imzalanan Akıncı ihracat anlaşması kapsamında 15 pilot ve 15 teknisyenden oluşan 30 Suudi deniz kuvvetleri personelinin eğitimini tamamladığını açıkladı.
Karışıklığa yol açabilecek bir not: Suudi Arabistan'ın Babülmendeb'de seyir güvenliği için kurduğu çok uluslu deniz koalisyonu Mekke İttifakı'ndan ayrı bir yapı. Türkiye o koalisyonun Riyad ve Cidde'deki toplantılarına da katılıyor.
Amacı ne?
Resmî açıklamalarda öne çıkan hedefler şunlar:
- Saldırıları önceden caydırmak (kolektif caydırıcılık)
- Üç ordunun birlikte çalışabilirliğini artırmak
- Savunma sanayiinde ortak üretim ve teknoloji geliştirmek
- Terörle mücadelede ortak çaba
- Deniz ticaret yollarının ve enerji tedarikinin güvenliği
Pakistan ordusunun sözcüsü Korgeneral Ahmed Şerif Çaudri, Al Arabiya'ya ittifakın "yalnız Müslüman ülkeler için kurulmuş bir kulüp olmadığını", bir "bölgesel istikrar ittifakı" olduğunu söyledi.
Analistler resmî gerekçelerin arkasında bir güven arayışı görüyor. Gulf State Analytics'ten Giorgio Cafiero, AA'da yayımlanan yorumunda, Husi saldırıları sırasında Beyaz Saray'ın Riyad'ın doğrudan askeri müdahale talebini geri çevirdiğini ve istihbarat desteğiyle yetindiğini hatırlatıyor. Cafiero'ya göre bu durum Suudi Arabistan'ın ortaklarını çeşitlendirme eğilimini güçlendiriyor. Devecioğlu da anlaşmayı "bölgenin güvenliğinin kim tarafından ve hangi mekanizmalarla üretileceğine dair denklemin değişmeye başlaması" olarak özetliyor.
İlk sınav: Husi saldırıları
Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışma, 2022 ateşkesinden sonraki görece sakin dönemin ardından temmuzda yeniden alevlendi. Husiler eylülde Suudi kentlerini, enerji tesislerini ve Kızıldeniz'deki gemileri hedef aldı. İttifakın ortak savunma maddesi ilk kez somut bir soruyla karşılaştı: Türkiye ve Pakistan ne yapacak?
Pakistan'ın ilk yanıtları temkinliydi. Dışişleri sözcüsü Seccad Haydar Han 10 Eylül'de askeri bir karşılığın "şu an gündemde olmadığını", zamanı gelince anlaşma çerçevesinde hareket edeceklerini söyledi. Bir hafta sonra ise "ne zaman, nerede, hangi güçle, hangi hedeflere karşı" gibi ayrıntıların "operasyonel gizlilik" nedeniyle açıklanamayacağını belirtti. Savunma Bakanı Havace Asif daha net konuştu: Anlaşma konusunda "hiçbir belirsizlik yok" dedi.
Fidan da 19 Eylül'de NTV'de, Suudi Arabistan'ın askeri ihtiyaçlarını "özellikle belli teknik konularda" karşılamakta sıkıntı olmayacağını söyledi.
25 Eylül'deki Riyad toplantısının ardından Pakistan ordusunun basın birimi ISPR'nin yayımladığı bildiriye göre genelkurmay başkanları Mekke'ye ve Suudi Arabistan'ın sivil ve ekonomik altyapısına yönelik saldırıları "şiddetle" kınadı. Toplantıda istihbarat paylaşımını, askeri koordinasyonu ve kabiliyet entegrasyonunu artırmanın yolları görüşüldü. Bildiride üç ülkenin "Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın taahhütlerini derhal etkili bir askeri iş birliğine dönüştürme" kararlılığı vurgulandı. Pakistan gazetesi Express Tribune'ün notuna göre toplantıda belirli bir askeri yardım, konuşlanma ya da operasyonel düzenleme kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı açıklanmadı.
Eleştirilere en sert yanıtı Fidan verdi. Yeni kurulan bir ittifakın on yıllık bir krizle sınanmasının adil olmadığını söyledi ve NATO'yu örnek gösterdi. NATO'nun ortak savunma maddesi 1949'dan bu yana yalnız bir kez, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından işletildi. Fidan'ın sözleriyle:
"Hiç kimse NATO'ya da kâğıttan kaplan, kâğıttan bir şey demedi. (…) Bu şekilde nitelendirilmesi, bir şeyi başlamadan bitirmeye yönelik."
Kimler katılabilir?
Kurucular kapının açık olduğunu söylüyor ama genişlemeyi kurumsallaşmanın arkasına koyuyor. Pakistan Dışişleri 10 Eylül'de "şu an genişleme gündemde değil" dedi. MSB de diğer ülkelerin katılımının "mekanizma olgunlaştıktan sonra, gerekli mutabakat sağlanırsa" değerlendirileceğini söylüyor. Adı geçen ülkeler şunlar:
- Mısır: Fidan, "birkaç teknik mesele" çözülünce Mısır'ın katılabileceğini söyledi. Erdoğan da "Mısır da eğer arzu ederse" katılabileceğini belirtti. Kahire resmî bir açıklama yapmadı. Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'la ayrı bir dörtlü dışişleri formatında buluşmaya devam ediyor.
- Bangladeş: Dışişleri Bakan Yardımcısı Kabir davet edildiklerini açıkladı: "Orta Doğu'daki İslam ülkeleri arasında bir güvenlik anlaşması varsa buna katılmayı düşünmemiz olağandışı değil."
- Suriye: Dışişleri Bakanı Esad Hasan eş-Şeybani, İslamabad ziyaretinde katılıp katılmama seçeneklerini değerlendirdiklerini söyledi. Karar açıklanmadı.
- İran: Tahran anlaşmadan "endişe duymak için neden olmadığını" söyledi. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan komşularla ortak güvenlik düzenlemelerine hazır olduklarını belirtti. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş 25 Eylül'de, "İran da bu anlaşmaya katılabilir" dedi.
Dünya nasıl karşıladı?
İslam İşbirliği Teşkilatı anlaşmayı "önemli bir stratejik adım" olarak selamladı. Trump anlaşmanın, Orta Doğu ülkelerinin kendilerini daha etkili savunabileceğini gösterdiğini yazdı. İran'da Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf bölge ülkeleri arasındaki yeni savunma anlaşmalarını "yeni bir dönemin müjdecisi" diye niteledi.
Daha mesafeli tepkiler de geldi. Yunan Kathimerini gazetesi anlaşmanın Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) gibi projeler için "yan etkileri" olacağını yazdı. Fidan, İsrail, Hindistan ve Yunanistan'dan gelen "ittifak kâğıt üzerinde kaldı" yorumlarını "itibarsızlaştırma operasyonu" diye niteledi. Erdoğan da Newsweek'e, İsrail'de Türkiye'yi yeni bir tehdit kaynağı gibi sunan söylemin oradaki seçim atmosferiyle bağlantılı olduğunu söyledi. Erdoğan'a göre anlaşmayı "İran'a, İsrail'e veya herhangi bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirmek doğru olmaz."
Cevap bekleyen sorular
- TBMM onayı: Kurtulmuş, uluslararası anlaşmaların yürürlüğe girmesi için Meclis onayı gerektiğini ve anlaşmanın önümüzdeki dönemde Meclis gündemine gelmesini beklediğini söyledi. Pakistan ise anlaşmanın "zaten yürürlükte" olduğunu açıklıyor.
- Karargâh ne zaman işleyecek? Fidan'a göre sırada personel gönderilmesi var. Karargâhın yeri, büyüklüğü ve komuta yapısı açıklanmadı.
- Somut destek ne olacak? Riyad toplantısının ardından istihbarat paylaşımı ve koordinasyon vurgulandı, ancak asker ya da sistem gönderimine dair bir karar duyurulmadı.
- Nükleer boyut: Pakistan nükleer güç olsa da taranan resmî açıklamalarda anlaşmanın nükleer caydırıcılığı kapsayıp kapsamadığına dair bir ifade yer almıyor.
- Genişleme: Yeni üyelerin hangi şartları sağlaması gerektiği henüz açıklanmadı.
Önümüzdeki günlerde neye bakmalı?
- Anlaşmanın ekimde TBMM gündemine gelip gelmediği ve metnin Meclis'e nasıl sunulduğu
- Riyad'daki askeri karargâha personel gönderilmesi
- Husi saldırılarının seyri ve Suudi Arabistan'a olası teknik destek
- Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin bir sonraki toplantısı
- Mısır ve Bangladeş'ten resmî bir katılım başvurusu gelip gelmediği