Tiyatro ve Sinema Oyuncusu Gülsen Tuncer Hayatını Kaybetti
Kısa süre önce 4. evre beyin kanseri teşhisi konulan tiyatro ve sinema oyuncusu Gülsen Tuncer hayatını kaybetti. 1945 Adana doğumlu Tuncer, 50 yılı aşkın kariyerinde 80'e yakın film ve dizide rol almıştı.
TemsilîTiyatro ve sinema oyuncusu Gülsen Tuncer hayatını kaybetti. Kısa süre önce 4. evre beyin kanseri teşhisi konulduğu bildirilen 1945 Adana doğumlu oyuncu, 50 yılı aşkın bir sanat yaşamı geride bıraktı.
Eğitimini İstanbul'da tamamlayan Tuncer, lise yıllarında Yıldız Kenter ve Melih Cevdet Anday gibi isimlerden ders aldı; Ayla Algan da eğitmenleri arasındaydı. İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nden mezun olan oyuncu, profesyonel sahne kariyerine 1968'de Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu'nun "Zilli Zarife" oyunuyla adım attı.
Sahne, kamera ve mikrofon
Tuncer; İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Tepebaşı Sahnesi, Ankara Çağdaş Sahne ve Sadri Alışık Kültür Merkezi'nde yöneticilik görevlerinde bulundu. İstanbul TRT radyosunda çok sayıda şiir, radyo tiyatrosu ve kültür programı seslendirdi, söyleşiler yaptı. Yurt içinde ve yurt dışında metnini kendi hazırladığı tek kişilik okuma tiyatroları, şiir resitalleri ve müzikli gösteriler gerçekleştirdi. Müzik çalışmalarını Mehmet Teoman'la birlikte yürüttü.
Seslendirme işleri de yapan oyuncu 80'e yakın film ve dizide rol aldı, yaklaşık 40 filmde yönetmen yardımcılığı ve asistanlık üstlendi. Televizyon izleyicisi onu 2008'de yayına giren Aşk-ı Memnu'daki Arsen Hanım karakteriyle yakından tanıdı. Üç İstanbul (1983), Bugünün Saraylısı (1985), Çalıkuşu (1986) ve Fazilet Hanım ve Kızları (2017) diğer dizileri arasında yer aldı; son olarak Hakim adlı dizide göründü.
Beyazperdedeki işleri arasında Sinema Bir Mucizedir / Büyülü Fener (2005), Düğün (1999), Solgun Bir Sarı Gül (1996), Cadı Ağacı (1994), İlk Aşk (1991), Berdel (1990), A Ay (1988), İpekçe (1987), On Kadın (1987), Gramofon Avrat (1987), Afife Jale (1987), Çağdaş Bir Köle (1986), Uzun Bir Gece (1986), Fatmagül'ün Suçu Ne (1986), Asılacak Kadın (1986), Ölmez Ağacı (1984), Dağınık Yatak (1984), Faize Hücum (1982) ve At (1981) bulunuyor.
Oyuncu, 1991 Antalya Film Festivali'nde "Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu", 1989 Ankara Film Festivali'nde ise "Bir Tren Yolculuğu" filmleriyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödüllerini kazandı. Ankara Uçan Süpürge Bilge Olgaç Başarı Ödülü, Sadri Alışık En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü ve Uluslararası Dostluk Festivali Aşık Veysel Ödülü de ödülleri arasında yer aldı.
İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuvarı'nda "Sahne Estetiği" ve "Oyunculuk", Marmara Üniversitesi'nde "İletişim ve Sahne Estetiği", TÜRSAK'ta sinema ve tiyatro oyunculuğu, Sadri Alışık Kültür Merkezi'nde tiyatro tarihi, oyunculuk bilgisi ve dramaturji dersleri verdi. SODER, TODER, SİNESEN ve FİLM-SAN meslek örgütlerinde yönetim kurulu üyeliği yaptı. Milletvekili seçimlerinde ve Beyoğlu Belediye Başkanlığı seçimlerinde bağımsız aday oldu.
Antalya'da kefiyeyle yürümüştü
Tuncer, iki yıl önce katıldığı Uluslararası Antalya Film Festivali'nin geleneksel kortejine boynunda Filistin bayrağının yer aldığı bir atkıyla yürümeyi tercih etmiş, Gazze'de yaşananlara ilişkin tepkisini dile getirmişti. Kortej sırasında kameralara şunları söylemişti:
Orada (Orta Doğu) insanlar ölüyor, hayatlar değişiyor, kadim şehirler batıyor, yaşam çöküyor. Bu çok çirkin ve haris bir dünya politikası yüzünden oluyor. Ne olursa olsun bizim yaşamın her alanında bunu hatırlatmamız lazım. Burada festivale geliyoruz ama hepimizin, duyarlılığı olan, yaşama dair kendini sorumlu hisseden herkesin yüreğinin sızladığına inanıyorum. Ben her gün Filistin'i düşünüyorum. Lübnan'ı, Ürdün'ü, İran'ı, Irak'ı düşünüyorum. Ülkemizi düşünüyorum. Bu nedenle festivale gelirken bavuluma koyduğum ilk eşya kefiyeydi. İlk onu koydum unutmayayım diye.
İsrail'in saldırılarının yalnızca Filistin'in değil dünyanın sorunu olduğunu savunan oyuncu, saldırılardan doğanın ve diğer canlıların da etkilendiğine dikkat çekmişti:
Bundan erkekler, kadınlar, yaşlılar, gençler, kediler, köpekler, kuşlar, doğa, toprak, etkileniyor ve zehirleniyor. Yaşam maddi manevi çöküşe götürülüyor. O coğrafyadakiler çok sıcak şekilde, en yakıcı ve kötü biçimde bu savaşın içerisinde. Bu mesajı vermek bizim görevimiz. Eğer barış istiyorsak sadece ülkemiz için değil, tüm dünya için istemeliyiz. Bu oyunların hangi odaklar tarafından çıkarıldığını, bilinçli ve bilgili olarak öğrenmeliyiz. Ona göre kendimizi, ülkemizde oynanan oyunlara, dünyada oynanan oyunlara karşı bir zırh içine koymalıyız.
Nasıl hazırlandı? Bu haber, birden çok haber kaynağındaki ortak olgular derlenerek yapay zekâ desteğiyle yazıldı ve yayın öncesi otomatik doğrulamadan geçirildi.