26 Ekim 2026 Pazartesiİstanbul18°
Son Dakika
Ekonomi

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Piyasasının Yönetmeliği Yürürlüğe Girdi

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi piyasasının işleyişine ilişkin yönetmelik 21 Ekim'de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, şeffaf ve likit bir karbon piyasası kurmayı amaçladıklarını söyledi.

Mavi gökyüzüne beyaz duman salan kırmızı-beyaz çizgili sanayi bacalarıTemsilî
Fotoğraf olayın kendisine ait değildir, temsilîdir. Fotoğraf: Pexels · 女子 正真 · Pexels Lisansı

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) piyasasının nasıl işleyeceğini belirleyen yönetmelik, 21 Ekim'de Resmi Gazete'de yayımlandı ve yürürlüğe girdi. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, kurumun hedefinin salımların azaltılmasını teşvik eden ama enerji ve sanayi sektörlerinin rekabet gücünü de koruyan, güvenilir ve şeffaf bir karbon piyasası oluşturmak olduğunu açıkladı.

Yılmaz, Türkiye'nin ev sahipliği ve dönem başkanlığını üstlendiği, Antalya'da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Anadolu Ajansına konuştu. Yılmaz, emisyon ticaretinin yanı sıra elektrikli araç şarj altyapısı, enerji depolama ve kurumun kendi enerji verimliliği uygulamaları hakkında da bilgi verdi.

Yönetmelik 1 Ekim'deki Kurul kararıyla hazırlandı

Yılmaz'ın aktardığına göre EPDK, İklim Kanunu ve buna bağlı ikincil düzenlemeler çerçevesinde ilgili bakanlıklar, İklim Değişikliği Başkanlığı ve diğer paydaşlarla birlikte çalıştı. "Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Piyasasının İşletilmesine İlişkin Yönetmelik" için karar, kurumun 1 Ekim 2026'daki Kurul toplantısında alındı. Yılmaz, düzenlemenin piyasanın temel kurallarını netleştireceğini belirtti.

Emisyon ticaret sistemleri, kapsamdaki tesislerin salabileceği toplam karbon miktarına sınır koyan ve salım haklarının piyasada alınıp satılmasına imkân tanıyan mekanizmalar olarak biliniyor. Yılmaz, kurulacak sistemin elektrik santralleri ile sanayi tesisleri için önemli sonuçları olacağını, karbon maliyetinin önümüzdeki dönemde belirleyici bir kalem haline gelebileceğini söyledi. Sistem tasarlanırken salım azaltımı ile katılımcıların üstleneceği maliyetler arasında hassas bir denge arandığını vurguladı:

"Piyasanın hem emisyon azaltımını teşvik etmesi hem de katılımcılar üzerinde öngörülemeyen ve adil olmayan maliyetler oluşturmaması bizim için son derece önemli. Bundan sonraki hedefimiz, Türkiye'de güvenilir, şeffaf, likit ve etkin işleyen bir emisyon ticaret sistemi piyasasının oluşmasını sağlamak. Fiyatların doğru oluştuğu, katılımcıların güvenle işlem yapabildiği ve enerji dönüşümüne doğru fiyat sinyalleri veren bir piyasa yapısını tesis etmek istiyoruz."

ETS'ye yalnızca yeni bir yükümlülük gözüyle bakılmaması gerektiğini söyleyen Yılmaz, sistemi temiz enerjiye geçiş, sanayinin düşük karbonlu dönüşümü ve uluslararası rekabet açısından önemli bir araç olarak tanımladı. EPDK'nin elektrik ve doğal gaz piyasalarında üstlendiği düzenleyici rolü bu yeni piyasada da sürdüreceğini kaydetti.

COP31 ve enerji depolama

Yılmaz, COP31'e ev sahipliği yapmanın Türkiye'nin küresel iklim gündemindeki sorumluluğunu artırdığını ifade etti ve hedeflerin uygulamayla desteklenmesi çağrısında bulundu:

"İklim hedeflerine ulaşmak için artık sadece hedef koymanın değil, bu hedefleri somut yatırımlara, güçlü altyapılara ve uygulanabilir politikalara dönüştürmenin zamanı geldi. Hatta geçiyor bile."

Dönüşümün merkezinde elektrifikasyon, yenilenebilir kaynakların payının artırılması ve şebekelerin hazırlanması bulunduğunu anlatan Yılmaz, Türkiye'nin arz güvenliği, piyasa dengesi ve tüketici çıkarlarını birlikte gözettiğini söyledi. EPDK'nin enerji depolama yatırımlarını stratejik gördüğünü belirten Yılmaz, şunları ekledi:

"Özellikle enerji depolama yatırımlarını, yenilenebilir enerjinin sisteme entegrasyonu, şebeke esnekliği, arz sürekliliği ve fiyat istikrarı açısından stratejik bir unsur olarak görüyoruz. Enerji dönüşümünün başarılı olabilmesi için yalnızca üretim kapasitesinin değil, iletim ve dağıtım altyapısının, depolama imkanlarının ve piyasa mekanizmalarının da aynı hızla gelişmesi gerekiyor."

Zirvenin ülkeler arasında deneyim paylaşımı ve iş birliği açısından önemli bir zemin olacağını, Türkiye'nin uluslararası tanıtımına da katkı sunacağını söyleyen Yılmaz, kurumun katkısını şöyle anlattı: "Biz de kurum olarak bu organizasyona elimizden gelen desteği hem bilgimizle hem örnek uygulamalarımızla hem de hazırladığımız mevzuat ve aldığımız kararlarla vereceğiz."

Şarj istasyonlarında depolama vurgusu

Elektrikli araçları ulaşımın karbonsuzlaşmasında kilit bir alan olarak gören Yılmaz, araç sayısındaki artışa paralel olarak şarj altyapısının da hızlı ve planlı biçimde büyümesini amaçladıklarını söyledi. EPDK'nin şarj hizmeti piyasasında yatırımı kolaylaştıran, rekabeti ve tüketici haklarını koruyan bir yaklaşım izlediğini, elektrikli araç ve şarj altyapısı projeksiyonlarının da düzenli olarak güncellendiğini aktardı. Yılmaz, talebin yoğun olduğu bölgelerde şarj istasyonlarının enerji depolama sistemleriyle birlikte kurulmasına dikkat çekti:

"Şarj altyapısının yalnızca araçların enerji ihtiyacını karşılayan bir altyapı olarak değil, enerji dönüşümünün önemli bir unsuru olarak ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Özellikle şarj talebinin yoğun olduğu bölgelerde enerji depolama sistemlerinin şarj istasyonlarıyla birlikte kullanılmasını, altyapının daha etkin değerlendirilmesi ve yüksek güçlü şarj hizmetinin yaygınlaştırılması açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz."

EPDK binasında elektriğin yüzde 30'u güneşten

Yılmaz, EPDK'nin hizmet binasıyla da kamu ve özel sektöre örnek olmak istediğini belirtti. Binadaki verimlilik sistemleri sayesinde benzer standart bir binaya göre yılda 400-450 ton daha az karbon salındığını, binanın kullanıma açıldığı 6 yıllık sürede yaklaşık 2 bin 500 ton salımın önlendiğini söyledi. Yılmaz bu miktarın yaklaşık 29 bin ağaca karşılık geldiğini, aydınlatma ve iklimlendirmenin otomasyonla yönetilmesiyle bu alanlarda yüzde 55 civarında verim sağlandığını aktardı.

Güneş enerjisinin binadaki payına ilişkin Yılmaz, "Gördüğünüz bu güneş enerjisi sistemiyle yıllık elektrik ihtiyacımızın ortalama yüzde 30'unu doğrudan güneşten, temiz enerjiyle ve maliyetsiz karşılıyoruz. Yine bina çatısında bulunan güneş kolektörleriyle kurumumuzda ihtiyaç duyulan sıcak suyun yüzde 60'ını karşılıyoruz." dedi.

Yılmaz'ın verdiği bilgiye göre binada şebekeye bağlı olmadan çalışan batarya destekli güneş sistemiyle araç şarjı yapılabiliyor. Yağmur suyu toplama deposu ise peyzaj alanlarındaki su ihtiyacının yıllık ortalama yüzde 80'ini karşılıyor. Bina, LEED Gold ve TSE Güvenli Yeşil Bina sertifikalarına sahip.

Paylaş
Sonraki haberSPK Profesyonel Müşteri Eşiğini 50 Milyon Liraya Yükseltti