Psikolog Nurselen Gülaçtı Davasında Fuat Yıldırım'a Ağırlaştırılmış Müebbet
Ankara'da geçen yıl 27 Kasım'da psikolog Nurselen Gülaçtı'yı öldüren Fuat Yıldırım, indirim uygulanmadan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Savcılık haksız tahrik indirimi istemişti, mahkeme bu indirimi uygulamadı.

Ankara'da 27 Kasım 2025'te psikolog Nurselen Gülaçtı'nın (33) tabancayla öldürülmesine ilişkin davada karar çıktı. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanık Fuat Yıldırım'ı (51) "tasarlayarak ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı ve cezada hiçbir indirim uygulamadı. Yıldırım, ruhsatsız silah bulundurma veya taşıma suçundan da 2 yıl hapis cezası aldı.
Özel bir kurumda psikolog olarak çalışan Gülaçtı, Yıldırım'ın sahibi olduğu matbaa dükkanında başından vurularak öldürülmüştü. Yargılama sürerken savcılık, sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını istemiş ama haksız tahrik indirimi uygulanmasını da talep etmişti. Mahkeme ise bu indirimi uygulamadı.
Duruşmada tutuklu sanık Yıldırım'ın yanı sıra Gülaçtı'nın annesi Zülfiye Tunç, kardeşi Onur Enes Gülaçtı, bir tanık ve taraf avukatları hazır bulundu. Aile Bakanlığının davaya katılma talebiyle ilgili görüşü sorulan sanık, "Diyeceğim yoktur" karşılığını verdi.
Tanık olay sabahını anlattı
Yıldırım'ın dükkanında çalışan tanık Y.Ö., olay sabahı sanıktan bir mesaj aldığını söyledi. Tanığın anlatımına göre Yıldırım ondan iki bira alıp dükkana bırakmasını, bir de ofiste kimse bulunmamasını istedi. Y.Ö., ikilinin sevgili olduğunu, baş başa konuşacaklarını düşündüğü için bu isteği tuhaf bulmadığını ve karşıdaki dükkana geçtiğini aktardı. Gülaçtı ile Yıldırım'ın saat 8 sıralarında pasajdan dükkana girdiğini, hızlı yürüdüklerini fark ettiğini ama aralarında bir tartışma sezmediğini belirtti.
Tanığa göre ikili geldikten yaklaşık bir saat sonra D.K. dükkana çağrıldı, kısa süre kaldıktan sonra çıktı. Y.Ö., bu süre boyunca bağırma ya da tartışma sesi duymadığını söyledi. D.K.'nin çıkmasından 20-30 saniye sonra kapının kilitlendiğini ve üç el silah sesi geldiğini anlattı. Koşarak dükkana gittiklerinde G.Ö.'nün şokta olduğunu, G.Ö.'nün Yıldırım'a ne yaptığını sorduğunu, Yıldırım'ın da "ne yapmışım ki" dediğini aktardı.
Y.Ö., Yıldırım'ın ambulansın aranmamasını söylediğini duymadığını, Gülaçtı'nın zaman zaman iş yerine geldiğini, sanıkla birlikte çok vakit geçirdiği hâlde onun silah taşıdığını hiç görmediğini de ifade etti.
Söz verilen Yıldırım pişman olduğunu söyledi ve önceki ifadelerini tekrarladı:
"Önceki ifadelerimi tekrar ediyorum, söyleyecek bir şeyim yok."
Anne: Kızımla birlikte beni de öldürdü
Duruşmada söz alan anne Zülfiye Tunç, sanığın kızını kendisinden hesap sormakla tehdit ettiğini ve Gülaçtı'ya hâlâ iftira attığını öne sürdü:
"Sanık, 'annene hesap soracağım' diyerek kızımı tehdit etmiş. Hala Nurselen'e iftira atıyor. Diyor ki, 'küfür etti, o yüzden vurdum'. Hepsi senaryo. Sanık olay günü kendi yaşamını sonlandırmak istediğini söylüyor. Madem istiyordu kızımı vurduktan sonra 1 mermi daha yok muydu kendisine sıksın?"
Tunç, "Sanık kızımı öldürmedi beni de öldürdü" diyerek ailesinin yıkıldığını anlattı. Kardeş Onur Enes Gülaçtı ise sanığın ablasını uzun süredir rahatsız ettiğini belirterek haksız tahrik indirimi uygulanmaması gerektiğini söyledi.
Karar sonrası açıklamalar
Karardan sonra konuşan Zülfiye Tunç, sonucun ailenin beklediği gibi çıktığını söyledi. Ağırlaştırılmış müebbet cezasının benzer suçlar için caydırıcı olacağını, başka annelerin ve kız çocuklarının acı yaşamaması için mücadele ettiğini dile getirdi:
"Kızımı geri getiremeyiz ama karardan memnun olduk."
"Şimdi buradan sonra mezarlığa gideceğim, kızıma haber vereceğim. Güzel haberi kızıma götüreceğim."
Onur Enes Gülaçtı da süreç boyunca yanlarında olan avukatlara, medyaya ve tanıdıklarına teşekkür etti. Kararın acılarını hafifletmediğini, ancak ablası hakkında söylenen asılsız sözlere son verdiğini belirtti:
"Sadece haklı isyanımız en azından yerini buldu diyoruz."
"Ayrıca da bu şekilde kadın cinayetlerine de olaylarda ailelere en azından bir umut olur. Onlara da en azından bir emsal karar olur."
Ağırlaştırılmış müebbet hapis, Türk ceza hukukundaki en ağır cezadır. Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik, haksız bir fiilin yol açtığı öfke ya da şiddetli elem altında işlenen suçlarda cezanın indirilmesini öngörür. İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir.